İnosam: GENÇLERİMİZ İÇİN DEĞİL ÜÇ ÇOCUK YAPMAK; BİR ÇOCUK BİLE LÜKS, EVLENMEK HAYAL OLDU!
04.05.2026
Kişi Okumuş
0 Yorum

NAZLI GAZETESİ – ANKARA,
Desam Genel Merkezinde düzenlenen ’17. Gençlik Buluşması’nda yaptığı konuşmada; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’ndaki beyanatında, “Üç çocuk çağrımızda haklı çıktık.” Yönündeki ifadesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İNOSAM (İnovatif Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı Gürkan Avcı, şunları söyledi:
GENÇLERİMİZ İÇİN DEĞİL ÜÇ ÇOCUK YAPMAK;
BİR ÇOCUK BİLE LÜKS, EVLENMEK HAYAL OLDU!
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı”nda yıllardır tekrarladığı “en az üç çocuk” çağrısını samimiyetle dile getirdiğini kabul ediyorum. Ancak bu çağrı, Türkiye’nin acı gerçekleriyle maalesef örtüşmüyor. Havada kalan bir temenni olmanın ötesine geçemiyor. Gençlerimiz evlenemiyor, evlenenler geçim derdine düşüyor, geçinenler ise gelecek korkusuyla boğuşuyor. Genç evliliklerde boşanma oranları alarm verirken, “üç çocuk yapın” demek vicdani ve reel bir yaklaşımdan uzaktır. Bu, millete hedef göstermek değil, ağır bir sorumluluğu milletin sırtına yüklemektir.
AİLE KARŞITLIĞI AŞILANIYOR; GENÇ ÇİFTLER ÇOCUK YAPMAK YERİNE KEDİ, KÖPEK BESLİYOR
Diziler, filimler, reklamlar ve sosyal medya üzerinden topluma doğurganlığın azalması ve ‘aile karşıtlığı’ propaganda aşılanması yapılıyor. Bosch Türkiye’nin, Anneler Günü üzerinden aile kurumunu ve anne-baba kavramını basitleştiren reklamı üzerinden yapılan tartışmaları da önemli buluyorum. Bu reklamda, ‘annelikleri’ çeşitli betimlemelerle düşündürülmek istenen iki kadının aslında hayvan sahibi olduğu; hayvanların çocuklarla aynı kefeye konulduğu algısı üzerinden olduğu gibi bir çok reklam, sosyal medya paylaşımı üzerinden açık ve subliminal yöntemlerle de geleneksel aile yapımız da hedef alınıyor.
GERÇEK SORUN: SOSYOEKONOMİK, SOSYOKÜLTÜREL GERİLEME
Sorun üç çocuk meselesi değildir. Asıl sorun, bir çocuğu bile güvenli, huzurlu ve onurlu şartlarda büyütme cesaretini kıran sosyoekonomik ve sosyokültürel yıkımdır.
Bugün Türkiye’de gençlerin büyük çoğunluğu ailesinden ayrı bir yuva kuramıyor. Kurabilenler ise ağır faturalar, fahiş kira bedelleri ve artan yaşam maliyetleri altında eziliyor. İki maaşla ayakta durmaya çalışan aileler, çocuk yapmayı “lüks” olarak görüyor. Bu tablo gökten inmedi. Yanlış ekonomi politikalarının, plansız eğitim sisteminin, kültürel erozyonun ve kronik güvencesizliğin doğrudan sonucudur. Enflasyon alım gücünü eritti, konut krizi yuvaları zehirledi, işsizlik ve geleceksizlik umudu tüketti.
Milletimiz çocuğu sever, aileyi kutsal bilir. Ancak aynı millet akıllıdır, hesap yapar ve yarınını düşünür. Yeni evli bir çift bir çocuğu bile bin defa düşünmek zorunda kalıyorsa, suç millette değil, şartlardadır.
DEVLETİN GÖREVİ “YAPIN” DEMEK DEĞİL, “YAPABİLİRSİNİZ” DEMEKTİR
Dünyanın gelişmiş ülkeleri benzer sorunlarla karşılaştığında millete nasihat etmedi; aileyi güçlendirdi. Gençleri ekonomik olarak destekledi, çocuğu sadece ailenin değil, devletin de sorumluluğu haline getirdi. Onlar “yapın” demedi; “yanınızdayız” dedi.
Türkiye’de ise tam tersi bir yaklaşım hâkim: Slogan bol, somut imkân yok. Slogan Değil, Sistem Kurun!
Tavsiye Değil, Teminat Verin!
Hedef Değil, İmkân Sağlayın!
ACİL VE SOMUT ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
30 yaş altı genç çiftlere özel devlet destekli konut programı ile ev kurmayı gerçekçi hale getirin.
Kira krizini kamusal destek ve adil üst sınırlarla dizginleyin.
Her çocuk için enflasyona endeksli, düzenli ve anlamlı nakdi destek programı oluşturun.
Her mahalleye kaliteli, erişilebilir kreş ve devlet destekli bakım hizmeti getirin.
Çocuk sayısına göre artan barınma, vergi indirimi ve eğitim destekleri sağlayın.
Çalışan annelere esnek çalışma modelleri, gerçek teşvikler ve kariyer güvencesi verin.
ÜÇ ÇOCUK DEĞİL, ÜÇ GERÇEK LAZIM: KONUT, İŞ, UMUT!
Çocuk, ailenin sırtında bir yük değil; milletin geleceğine yapılmış en stratejik yatırımdır. Bu yatırımı sadece aileye bırakmak hem adaletsizlik hem de ağır bir stratejik hatadır. Nüfus, milli güvenlik meselesidir. Yaşlanan bir nüfus üretemez, savunamaz, rekabet edemez. Fakat umudu tükenen bir gençlik de aynı felakete yol açar.
Gençlerimiz iş bulamıyor, bulduğu işle geçinemiyor, geçinemediği için evlenemiyor. Bu zinciri kırmadan hiçbir çağrı, hiçbir vizyon kâğıt üzerinde kalır.
GÜÇLÜ YARI İÇİN: ÖNCE GÜVENLİ VE MÜREFFEH BİR BUGÜN
Türkiye’nin vizyonu daha büyük ve daha gerçekçi olmalıdır. Güçlü bir gelecek için önce güvenli, huzurlu ve müreffeh bir bugün inşa etmeliyiz. Bunun yolu bellidir:
Enflasyonu kalıcı olarak düşüren, üretim ve sanayi odaklı bağımsız bir ekonomi,
Gençlere yüksek katma değerli iş alanları ve beyin göçünü tersine çevirecek teknoloji hamleleri,
Güçlü bir orta sınıf ve insan onuruna yakışır refah seviyesi,
Yapay zekâ, dijital üretim ve yüksek teknolojide öncü bir Türkiye.
İNSANLAR NASİHATLE DEĞİL GÜVEN VE UMUTLA ÇOCUK YAPAR
Sayın Cumhurbaşkanı ve tüm siyasi liderlere sesleniyorum:
İnsanlar nasihatle çocuk yapmaz. İnsanlar güvenli bir hayat kurduklarında, geleceğe güvendiklerinde zaten çocuk yapar. Devletin asli görevi, işte bu güveni inşa etmektir.
Türkiye’nin geleceği kürsülerde kurulan güzel cümlelerle değil, sokaktaki gençlerin, annelerin ve babaların yaşadığı gerçeklerle şekillenecektir.
Geliniz, gerçeklerle yüzleşelim.
Geliniz, milletin yükünü hafifletelim.
Geliniz, güçlü aileler üzerinden güçlü bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edelim.
Aziz milletimiz fedakârdır, dirayetlidir ve sorumluluk almaya hazırdır. Yeter ki kendisine hak ettiği imkânlar sunulsun. Yeter ki devlet, yük olan değil, yük alan bir kudret olsun.
İNOSAM olarak bu vizyonu hayata geçirmeye talibiz. Çünkü mesele sadece nüfus değil; mesele Türkiye’nin yarınını kurtarmaktır.
YORUMLAR
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
BENZER İÇERİKLER
FACEBOOKTA BİZ