KÜLTÜR & SANAT, EDEBİYAT SÖYLEŞİLERİ
22.10.2026
Kişi Okumuş
0 Yorum

KÜLTÜR & SANAT, EDEBİYAT SÖYLEŞİLERİ
GÖNÜL AYNASI’NDAN SÜZÜLEN MISRALAR: ŞAİR MEHMET ÇİFTLİKLİ İLE HİS VE SÜKÛT ÜZERİNE; AŞK, HASRET VE SÜKÛT-U SEVDA:
TÜRK ŞİİR GELENEĞİNİN MODERN HİSSİYATLA BULUŞTUĞU “GÖNÜL AYNASI” KİTAPÇILARDAKİ YERİNİ ALDI.
ŞAİR MEHMET ÇİFTLİKLİ, İÇ DÜNYASININ YANSIMALARINI VE AŞKIN SUSTUĞU YERDE BAŞLAYAN ŞİİR YOLCULUĞUNU GAZETEMİZE ANLATTI.
Röportaj: Nazlı Gazetesi Edebiyat Servisi
Fotoğraflar: Ay Yayınları Arşivi
Sunuş: Aşkın ve Hüznün Berrak Aksi
Türk şiir geleneği, Asya bozkırlarından Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar uzanan köklü bir gönül mirasıdır. Bu mirası günümüzde sadelikle, hece ve duygu derinliğiyle sürdüren şairlerden biri de Mehmet Çiftlikli. Kısa süre önce Ay Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunulan “Gönül Aynası” isimli şiir kitabı, şiirseverler tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı.
Gerek kapak tasarımındaki mistik ve dingin doğa manzarası gerekse arka kapağında yer alan ve kitaba damgasını vuran “Sükut-u Sevda” isimli şiir, okuyucuyu henüz sayfaları çevirmeden derin bir tefekküre sevk ediyor. İnsanın iç dünyasını bir göl berraklığıyla gözler önüne seren bu özel çalışma vesilesiyle şair Mehmet Çiftlikli ile bir araya geldik. Şiirin doğuşundan kelimelerin tükendiği “sükut” anlarına, insan kalbinin derinliklerinden kapak görselindeki sembolizme kadar pek çok konuyu uzun uzan konuştuk.
“ GÖNÜL AYNASI
| Kırıldı kanadım, düştüm engine,
| Uymadı şu ruhum gönül dengine,
| Hasreti boyandım kara rengine,
| Düşümü hayıra yoramıyorum.”
|
“İnsanın En Berrak Aynası Kendi Kalbidir”
Sayın Mehmet Çiftlikli, öncelikle yeni kitabınız “Gönül Aynası” edebiyat dünyamıza ve okurlarınıza hayırlı olsun. Şiirlerinizi tek bir çatı altında toplayan bu çalışmanın ismi neden “Gönül Aynası”? Sizin duygu dünyanızda bu isim neyi temsil ediyor?
MEHMET ÇİFTLİKLİ: Çok teşekkür ederim, eksik olmayın. İnsanoğlu hayatı boyunca pek çok aynaya bakar; giyimini, yüzünü, yaşlılığını veya gençliğini fiziki aynalarda seyreder. Fakat insanın bakabileceği en berrak, en dürüst ve asla yalan söylemeyen tek bir ayna vardır: Kendi kalbi, yani gönlü. Gönül; sevgiyi, hüznü, özlemi, pişmanlıkları ve yaşanmışlıkları biriktiren gizli bir haznedir.
Ben de yıllardır içimde biriken duyguları, gecenin sessizliğinde kaleme döktüğüm mısraları bir araya getirirken fark ettim ki, aslında ben kâğıda kendi gönlümü yansıtmışım. Okuyucu bu kitabı eline aldığında sadece benim dizelerimi okumayacak; kendi sevdalarından, kendi kırgınlıklarından parçalar bulacak. Bu yüzden adını “Gönül Aynası” koydum. Şiir, şairin ruhunun okuyucuya yansıyan berrak bir aksidir.
”Sözün Bittiği Yerde Sükût Başlar”
Kitabın arka kapağında yer alan ve okuru ilk andan itibaren etkisi altına alan “Sükut-u Sevda” şiiriniz, edebiyat çevrelerinde de oldukça konuşuldu. Şiirin ilk kıtasında şöyle diyorsunuz:
”Yolların sonuna geldim nihayet,
Dizimde dermanı bulamıyorum.
Dilimde her kelam sanki bir afet,
Sana tek bir cümle kuramıyorum…”
Bu dizelerdeki derin “sükût” hali ve çaresizlik vurgusu nereden doğdu? Şiirde sustuğunuz anlar,
söylediklerinizden daha mı ağırlıklı?
MEHMET ÇİFTLİKLİ: Kesinlikle öyle. İnsan hayatında öyle kırılma noktaları vardır ki, ne kadar zengin bir diliniz olursa olsun, kelimeler duygunun yükünü taşımaya yetmez. Ne söyleseniz eksik kalır, ne anlatsanız muhatabına ulaşmaz. Bazen dilinizdeki her sözcük bir afete, yanlış anlaşılmaya veya daha büyük bir kırgınlığa sebep olur. İşte o an şair için tek bir sığınak kalır: Susmak.
”Sükut-u Sevda”, aşkın ve sevdanın çaresiz kaldığı, kelimelerin tükendiği o yol sonunun şiiridir. Şiirin son kıtasında yer alan “Söylediğim sözler dünyaya sağır…” dizesi tam da bunu özetler. Dünya sizin çığlığınızı duymuyorsa, en güçlü kelam sükûttur. Şair bazen avazı çıktığı kadar sustuğu zaman gerçek şiirini yazar.
”Kapağımızdaki Durgun Su, İnsanın İç Sükûnetini Temsil Ediyor”
Kitabınızın kapak tasarımı da en az mısralarınız kadar dikkat çekici. Durgun bir su yüzeyi, sararmış ağaçlar, dağlar, güneşin süzülen ışıkları ve uzaklara göç eden kuşlar… Bu görsel kompozisyon ile şiirlerinizin tematik bağını nasıl kurdunuz?
MEHMET ÇİFTLİKLİ: Kapak görseli aslında kitabın ana fikrinin bir tablosu gibidir. O durgun göl yüzeyi, az önce bahsettiğimiz “gönül aynası”nın doğadaki karşılığıdır. Su bulanık olursa gökyüzünü ve ağaçları düzgün yansıtmaz; insanın kalbi de bulanık ve karmaşık olursa duygularını berrak bir şekilde dışa vuramaz. Su durgunlaştığında, ağacın ve dağların aksi olduğu gibi suya düşer.
Ağacın sararan yaprakları ömrün sonbaharını ve hüzünü simgelerken, gökyüzünde süzülen turnalar veya kuşlar gurbeti, vuslat arayışını ve ayrılığı temsil eder. Benim şiirlerimde de doğanın bu dingin ama hüzünlü atmosferi sıkça yer alır. Kapaktaki o manzarayı seyreden bir okur, aslında kitabın içinde bulacağı duygusal iklime zihnen hazırlanmış oluyor
MEHMET ÇİFTLİKLİ KİMDİR?
Geleneksel Türk şiiri ve hece ölçüsü formunu modern hislerle harmanlayan şair Mehmet Çiftlikli, insan ruhunun derinliklerini, aşkı, gurbeti ve
sükûtu konu alan şiirleriyle tanınmaktadır. Yıllara yayılan edebi birikimini “Gönül Aynası” isimli eserinde toplayarak Ay Yayınları bünyesinde okurlarıyla
buluşturmuştur.
Geleneksel Ahenk ve Anlam Derinliği
Şiirlerinizde geleneksel hece yapısının ve kafiye ahenginin lezzeti hissediliyor. Günümüz modern Türk şiirinde serbest nazım oldukça yaygınken, sizin heceye ve ahenge verdiğiniz bu değerin kaynağı nedir?
MEHMET ÇİFTLİKLİ: Bizim edebiyatımızın temeli halk şiiridir, âşık geleneğidir, Yunus Emre’lerdir, Karacaoğlan’lardır. Hece ölçüsü ve ahenk, Türkçenin kendi tabii ritminden doğar. Şiir musiki ile akrabadır. Kulakta ve kalpte bir melodi bırakmıyorsa, o kelimeler akılda kalıcı olamaz.
Elbette serbest şiirin de kendine has bir gücü ve estetiği vardır; fakat ben hece ritminin getirdiği o disiplini, o iç musikiyi çok seviyorum. Dizelerin birbirini takip ederken yakaladığı kafiye ve redif uyumu, okuyucunun duyguya daha kolay nüfuz etmesini sağlıyor. Geleneksel yapıyı muhafaza ederken, günümüz insanının yalnızlığını ve hüzünlerini işlemek benim temel edebi gayemdir.
”Okur Her Dizeyi Kendi Yaşamış Gibi Hissedecek”
Ay Yayınları etiketiyle çıkan bu kıymetli eserde, sayfaları çeviren bir şiirseveri tam olarak nasıl bir yolculuk bekliyor? Kitabın okuyucudaki karşılığının ne olmasını arzuluyorsunuz?
MEHMET ÇİFTLİKLİ: Bu kitabı eline alan bir okur, her şeyden önce yapmacıklıktan uzak, katıksız bir samimiyet bulacak. Şiir, süslü kelimelerle okuru etkileme sanatı değildir; en yalın kelimelerle en derin hissi aktarma sanatıdır.
”Gönül Aynası”nda sevdalanan bir gencin heyecanını da göreceksiniz, ömrünün sonbaharında geçmişe bakan bir adamın sitemini de. Mecnun’un çölünden gurbetin soğuk yollarına kadar pek çok duygu durağımız var. İstiyorum ki okuyucu bir dizemi okuduğunda “Evet, tam da benim hissedip de cümlelere dökemediğim şey buydu” desin. Şairin en büyük başarısı, okurun kalbine tercüman olabilmesidir.
”Şiir, Kalpten Kalbe Kurulan En Sağlam Köprüdür”
Son olarak, gazetemiz aracılığıyla edebiyat sevdalılarına ve okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
MEHMET ÇİFTLİKLİ: Gönül teline dokunabilmek, bir insanın iç dünyasında küçük de olsa bir iz bırakabilmek bir şair için paha biçilemez bir ödüldür. Sanatın ve edebiyatın insanı birleştirici, iyileştirici bir gücü var. Günümüzün hızlı ve karmaşık dünyasında insanların biraz durmaya, soluklanmaya ve kalplerine bakmaya ihtiyacı var. Şiir tam da bu soluklanma durağıdır.
”Gönül Aynası”nı tüm okurlarıma, şiir dostlarına emanet ediyorum. Kitabın basım sürecinde emeği geçen Ay Yayınları ailesine, yayın ekibine ve bu güzel söyleşi için gazetenize yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Bütün okurlarımı sevgi, saygı ve mısraların sükûtuyla selamlıyorum.
KİTAP KÜNYESİ:
Kitap Adı: Gönül Aynası (Şiirler)
Yazar: Mehmet Çiftlikli
Yayınevi: Ay Yayınları
Sertifika No: 41721
ISBN: 978-625-6049-49-9
Tür: Türk Edebiyatı / Şiir

YORUMLAR
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.