KONUMUZ: UMUT

14.12.2025

Kişi Okumuş

0 Yorum

KONUMUZ: UMUT

KONUMUZ: UMUT


Konumuzu iki başlık halinde sunmaya çalışacağım.

Birincisi Umudu Öldürmek…

İkincisi Umudu Öldürmeyen Bir Kişilik

Ben umudumu insanlığı küçülten çıkar hesaplarına bağlamıyorum. Ben
umudumu insanlığı yücelten duygulara bağlıyorum.”

Bülent ECEVİT

Facebook arkadaşım Reşit Çağın’dan aktardığım alıntı yazısını ilginç ve güncel
buldum. Okurlarımla paylaşmak istedim:

Umudu Öldürmek…


Kral, dondurucu bir kış mevsiminde gecenin soğuğunda nöbet tutan bir muhafıza
sordu:
Üşümüyor musun?

Muhafız:

Ben alışığım kralım, dedi.

Kral:

Olsun sana sıcak tutacak elbise getirmelerini emredeceğim, dedi ve gitti.
Ancak bir süre sonra emri vermeyi unuttu…
Ertesi gün duvarın yanında muhafızın soğuktan donmuş cesedini gördüler.
Muhafız duvara bir şeyler karalamıştı. Şunlar yazıyordu:

Kralım, soğuğa alışkındım, fakat senin sıcak elbise vaadin beni öldürdü!

Türlü vaatlerle, insanları bekleterek bir umuda bağlayarak kesinlikle imtihan
etmeyin. Çünkü insan, bekletildikçe değişir. Beklettiğiniz kişi hakkınızda
telafisi imkânsız olumsuz düşüncelere girer.

Önce umudu öldürürsünüz. Ardından sevgi, saygı, güven ölür… Dostluk ölür…
(Tarih Arşivi) Alıntıdır.

Umudumuzu şiirlerle renklendirelim:


Umudumsun Sen


Gülünce yüzüne nakşeden desen

Gönlümü coşturan umudumsun sen.

Sevginin rüzgârı başımda esen

İçimi dolduran umudumsun sen.
Bitmeyen sevgiyle yola koyulduk
Yürekten sevginin peşinden koştuk

Birlikte olunca hep mutlu olduk

Sevgiye katılmış umudumsun sen.

Bıkmadan özlemle bana bakarsın

Hareli gözlerle beni sararsın

Kalbimi titretir durmaz yakarsın

Gönlümü avutan umudumsun sen.

Konuştur bekletme tatlı dilini

Vuslata ayarla gönül telini

Bırak nazlanmayı uzat elini

Duygumu okşayan umudumsun sen.

Bulansa da akıp hep duru kalmak

Durucanca amaç ilkeli durmak

Güzel anılara özlemli olmak

Anılara sadık umudumsun sen.

Muhsin DURUCAN

***


Beklenti ve Umut


Bitmek bilmiyor yarınların umutları

Gün gelir biteceği umudu ile yaşamak

Yarınların olacağı umudu ile

Yarınlar olduğu
zaman
Peki, ne olacak hayat beklemekle

Yine bulunur beklenecek bir şeyler

İnsanoğlu işte hiçbir şeyden tamahkâr değil

Olamıyor bir şeyden tamahkâr

Hep arayış içerisinde bir şeylerin

Tatminkâr değiliz biz insanoğulları

Hep bir şeyler isteyip duruyoruz

Peki, istediğimiz olunca değişen ney

Hep yeni bir şeyler istemeye devam ediyoruz

Hep yeni bir şeyler istemeye devam ediyoruz
Sonu bitmek bilmeyen istekler arzular
Hayat boyu devam edip duruyor

Ta ki hayatın son bulduğu ana kadar…

Kemal ÇORUH
*
Umudu Öldürmeyen Bir Kişilik…

Filli Boya’nın Sahibi Gözde Akpınar (Şimdilerde devrettiği söyleniyor.)

Henüz 25 yaşındaydı. Babasını kaybetti. Babasının prensesiydi. Ailenin tek

çocuğuydu.

Sektöründe Avrupa’nın en büyük fabrikası, 340 trilyon liralık devasa ciro ve

binlerce çalışanın sorumluluğu omuzlarına kaldı.

Cesareti vardı ama tecrübesi yoktu. Üstelik babası ona daima nasihat ederdi, “kaç

kişi çalıştırıyorsan, o kadar insan akşam çorbasını içiyorsa, yüzün gülsün, yok
eğer o insanlar akşam aç kalıyorsa, sen de aç kal” derdi.
Bu sözler kulaklarında çın çın çınlıyordu, altında ezilmeden taşıyabilmesi için
zamana ihtiyacı vardı, pişmesi gerekiyordu. Şirketin yönetimini aile dostlarına ve
profesyonellere bıraktı, kendi şirketine yönetim kurulu üyesi olarak katıldı.

Öğrendi, öğrendi, öğrendi. 29 yaşında kendini hazır hissetti. Direksiyona geçti.
Yönetim kurulu başkanlığı koltuğuna oturdu. Kriz ortamıydı. Herkes kemerleri
sıkmaya gayret ederken, o tam tersini yaptı, Türkiye’ye olan güveniyle yatırımını
arttırdı, herkes küçüldü, o büyüdü.

Babasının kendisine bıraktığını ikiye katladı, fabrika sayısını dörde çıkardı,

çalışan sayısını üçe katladı. Vergi rekortmenleri listesinin değişmez ismi oldu.
Türkiye’nin en güçlü 50 işkadınından biri oldu. Babasının vasiyeti gereği,
kazandığını, toplumla paylaştı. Sosyal sorumluluk projelerine büyük önem verdi.
Özellikle kadınlar için, fırsat eşitliğinden faydalanamayan kızlar için çaba
harcadı. Aile Bakanlığı’yla işbirliği yaptı, “kadın ustalar” projesini hayata geçirdi,
kadınlara 15 şehirde meslek eğitimi verip, iş hayatına kazandırdı.

Özgecan vahşice katledildiğinde, 30 televizyon kanalının reklam kuşaklarını eş

zamanlı olarak satın aldı, yarım dakika boyunca simsiyah kararttı. Ne logo vardı,
ne marka… Zifiri karanlıkta sadece “Özgecan için” yazıyordu.

Ticari kaygıyla değil, toplumsal bilinci arttırmak için yapılmıştı. Tokat gibi çarptı.

Kadına yönelik şiddette böylesine etkili bir reklam tarihte görülmedi. “Bir kadın
ve bir kız çocuğu annesi olarak, bu sorunu ruhumun derinliklerinde hissediyorum”
düşüncesiyle.

Kadına yönelik şiddete dur demek için atılan her adımda yer aldı, her projeye

katkı sağladı, para harcadı, mesai harcadı. Şiddet mağduru 12 kadının hayat
hikâyesinin anlatıldığı “Ölümcül Yaralı” isimli uluslararası farkındalık projesine
*İstanbul’da ev sahipliği yaptı. Tübitak ve Boğaziçi Üniversitesi’yle birlikte
yoksul kız çocuklarımız için Bilim Kampı düzenledi.

Bazen milyonlarca Erkeğin yapamadığını, bir kadın yaparak bir anda her şeyi

değiştirebilir.

*
İlgili Terimler :

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.