İMZA

10.08.2026

Kişi Okumuş

0 Yorum

İMZA

 

 

 

 

İMZA
Suat Umutlu / 10.08.2026

 

 

Belki “unutma”k, iktidarların bir sığınağı olabilir ama “hatırlama”k bir direniştir.

*

Ömür; kaç yıl ve nasıl yaşandığı noktasında bedende ve ruhlarda bırakılan izdir…
Zamanımızda iyi ya da kötü insanı arama ve bulma noktasında vicdanlara ve davranışlara baktığımızda;
“Ne acıdır ki! Çoğu insan yaş aldıkça olgunlaşamıyor, bilgeleşemiyor, bu nedenle hayata, insana insanca bakabilen; yüzlere, gözlere, kalplere bakabilenlerle bakalım ama bakmadan geçemeyeceklerimiz de var:

Liderlikte deha Atatürk;

Şiirde Nazım Hikmet, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sabahattin Ali;

Musikide Zeki Müren;

Edebiyatta Yaşar Kemal, Fakir Baykurt;

Gazetecilikte Uğur Mumcu gibi…” diyor İsmet Orhan.

Bakınız! Totaliter rejimlerin tarihi yeniden yazma, toplumu ise hafızası silinmiş bir kitleye dönüştürme çabasına karşı Milan Kundera, “İnsanın iktidara karşı mücadelesi, esasen hafızanın unutmaya karşı mücadelesidir” diyor ki, geçmişte neyin nasıl yaşandığı da, kimin nasıl davrandığı da unutulmamalıdır.

Bugün 10 Ağustos 2026 yani toplumun huzurunu ve kamu yararını korumak üzere devrettiğimiz iradenin; “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” için TBMM’de Evet ya da Hayır diyeceği gün… Bilinmelidir ki, adalet beklentisini zedeleyen, vicdanlarda karşılığı olmayan bir karara imza atılması demek aynı zamanda siyasi tarihte belki de telafisi güç bir sorumluluğu da üstlenmektir ki, bu durum bir taraftan devlet-millet bağının zayıflamasına yol açarken, diğer taraftan toplumsal hafızada açacağı yaralar da kalıcı olur…

İşte imdâ ya da imza dediğimiz irade;
insanoğlu için şerefin, sadakatin ve sorumluluğun görünür hali olmakla birlikte tarihin, siyasetin ve toplumsal vicdanın da önemli ve anlamlı çizgisidir. Bu nedenle siyasette atılan imzalar, şahsi bir duruştan öte, milletin geleceğini ve adaleti şekillendiren tarihsel bir “mühür” gibidir.

Unutulmamalıdır ki,
Dün “asla kabul edilemez” denilenlerin bugün aşamalı olarak kabulüne çalışılması, hafızanın aşındırılması çabasından başka bir şey değildir.
Milletin verdiği yetkiyi, yine milletin canına, huzuruna ve vicdanına kasdedenlere doğrudan ya da dolaylı muafiyet sağlamak için kullanmak ​”Milletin vekili” ol(a)mamak, milletin acısına ve adalet beklentisine sadık kal(a)mamak demektir.

​Zaman geçer, isimler silinir, koltuklar el değiştirir. Ancak kâğıtlara, yasalara ve tarihin akışına atılan o imzalar silinmez. Toplumsal hafıza, kimin ne zaman, hangi bedeller pahasına ve ne uğruna nasıl bir tutum aldığını kaydeder.

​Ne derler: Kâğıttaki mürekkep kurur, ama bir toplumun vicdanında ve tarihin hafızasında açılan yara asla kurumaz.
Bugün muktedir olarak, “ne olacak ki” umursamazlığıyla, sorumsuzlukla kâğıda konulacak o İmḍâ yani imza, yarın tarihin, adaletin ve milletin huzurunda bir İmdat çığlığına da dönüşebilir.

*

“Yaş, zamanın insana attığı;
karakter ise insanın zamana attığı imzadır…” – İsmet Orhan

Not: İmdâ, imza anlamındadır.

Suat Umutlu
İzmir, 10 Ağustos 2026

İlgili Terimler :

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.