Bakkal Amcadan Şair-i Muazzam’a: Tepeköy’ün Gönül Defteri
25.08.2026
Kişi Okumuş
0 Yorum

Bakkal Amcadan Şair-i Muazzam’a: Tepeköy’ün Gönül Defteri
Nevşehir’in Tepeköy’ü, toprağından pek çok hikaye çıkarır ama aralarında biri vardır ki, köyün hem bakkalı hem de yüreği olmayı başarmıştır. 1973 doğumlu Ramazan Akkaş, namı diğer Şair-i Muazzam, bu toprakların ezgisini, çilesini ve sevdasını otuz yıldır kelimelere döküyor.
Hayatın Çarkından Gönül Tezgahına
İstanbul Sefaköy’de atılan ilk okul adımları, Ürgüp’ün ortaokul koridorları ve Nevşehir lisesinde yarıda kalan rüyalar… Hayat, Ramazan Akkaş’ı erken yaşta kucağına almış; simit satmış, su satmış, hurdacılık yapmış. Asker ocağından döndüğünde ise Tepeköy’ün bakkal dükkanının kapılarını aralamış.
O, mahallenin sadece veresiye defteri tutan esnafı değil; adeta çocukların hayallerini besleyen o masalsı “bakkal amcası”. Emekli olmuş olmasına ama bildiğimiz anlamda değil; o, ömrünü şiire ve bağlamasının tellerine vakfetmiş biri. 3 evlat, 4 torun sahibi Akkaş, bu gök kubbede hoş bir seda bırakma derdinde.
”Veresiye Yaza Yaza; Ya Yazar Olacaktım, Ya Şair”
Şiir yolculuğu otuz yılı devirmiş, son on yılda ise iyice demlenmiş. Kültür Bakanlığı’nın tescilli halk şairi unvanını taşıyan Akkaş, yazma serüvenini şu samimi cümleyle özetliyor:
”Hayat şartları, çektiklerim, bir de veresiye yaza yaza ya yazar olacaktım ya şair. Ben şair olmayı seçtim.”
Yazarken kimseye danışmıyor; kalemine soruyor, kağıdıyla dertleşiyor, kalbinin sesini dinliyor. Yunus Emre’den Karacaoğlan’a, Neşet Ertaş’tan Abdurrahim Karakoç’a kadar Türk mûsiki ve şiir çınarından beslenen şair, özellikle taşlamalarıyla tanınıyor. Gençten yaşlıya her kesimin kalbine dokunan şiirleri, orta yaş grubunun adeta ayna tuttuğu birer portre niteliğinde.
”Şiirlerimle Yargılayın, Kılık Kıyafetimle Değil”
Toplumun önyargılarına kapılarını kapatan şairin okurlarına net bir çağrısı var:
”Beni şiirlerimle eleştirin, şiirlerimle yargılayın. Kılık kıyafetimle, ideolojimle, dinim, dilim, ırkımla veya mahlasımla değil.”
Gelelim “Şair-i Muazzam” mahlasına… Kimileri bu iddialı unvanı yanlış anlayıp tepki gösterse de, hikayenin aslı başka. Nevşehir Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Sadi Teltik, onun taşlamalarını ve şiirlerindeki derinliği dinleyip “Senin şiirlerin muazzam, mahlasın da Muazzam olsun” diyerek bu unvanı tevdi etmiş. O gün bugündür bu adına leke getirmemek, lâyık olabilmek için ter döküyor.
Baki Kalan Bu Gök Kubbede
Bağlamasını eline alıp kendi bestelerini çalan, 2 bine yakın şiiri ve bir kitabı bulunan Ramazan Akkaş, bugün hala Tepeköy’ün bakkal dükkanında hem ekmek satıyor hem de yürekleri doyurmaya devam ediyor.
O, ne kibrin peşinde ne de şöhretin; tek gayesi var: Yarın bu dünyadan göçüp gittiğinde, geride dürüst bir esnafın ve yürekli bir şairin yankılanan sesini bırakmak.
Yolun, ilhamın ve kalemin daim olsun Şair-i Muazzam…
***
İsmim Ramazan AKKAŞ, Şair-i Muazzam!
1973 yılında Nevşehir Tepeköyde Dünyaya geldim. İlk okulu İstanbulda Safaköyde, Orta okulu Ürgüp’de liseyi Nevşehir’de tamamlayamadan hayata atıldım.
Simit sattım, su sattım, hurdacılık yaptım. Askerden gelince köy bakkallığına başladım otuz yıldır köyümüzün bakkal amcasıyım.
(Hani şu helva yapan bakkal amca var ya o). Emekli oldum ama işten değil. 3 çocuk sahibiyim 4 de torun sahibiyim. Bol bol şiir yazıyorum. Ufak tefek bestelerin var, besteleyenler var. Kendi bestelerimi bağlamamla çalıyorum. Bu gök kubbede geride bir hoş seda bırakmak için uğraşıyorum.
1 şiir kitabım var 2000’e yakın şiirlerim var. 30 senedir şiir yazıyorum son 10 senedir biraz daha yoğun. Kültür bakanlığının Halk şairiyim.
Yazmamda ki en büyük etken Hayat şartları, çektiklerim, birde veresiye yaza yaza ya yazar olacaktım, ya şair.
Bende şair olmayı seçtim. Yazarken zorlandığım, ilham gelmeyince biraz zorlanıyorum.
Kitabım genelde orta yaş gurubuna hitap ediyor. Ham gençlere, hem orta yaşlılara, hem de ileri yaşlardaki İnsanlara hitap ediyorum. Yazarken ilham aldığım, kendimi o şiirin içinde hissederim, karakterin yerine kendimi koyar o anı yaşarım.
Beğendiğim ilk sırada Yunus emre, Karacoğlan, Refik Başaran, Neşet Ertaş, Abdurrahim Karakoç, Sezai Karakoç, Aşık Veysel, Nedim.
Yazarken kimseye sormam kalemine sorarım, kağıdımla alışveriş yaparım, kalbime danışırım, düşüncelerim tercüman olur öyle yazarım.
Okurlarıma diyeceklerim, beni şiirlerimle eleştirin, şiirlerimle yargılayın, kılık kıyafetimle değil, ideolojimle değil, dinim, dilim ırkımla değil, veyahut mahlasımla değil.
Mahlas demişken belki onlarca kişi bu mahlası nereden aldın? nereden hak ettin? kendini niye büyük görüyorsun diyor. Ben kendimi büyük görmüyorum ama şiirlerimin Muazzam olduğuna da eminim.
Artı mahlası Nevşehir Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı değerli hocam Sadi Teltik vermiştir.
Benim taşlama şiirlerim güzeldir birkaç yerde okumuş, “çok muazzam şiirlerin var senin mahlasın muazzam olsun” dedi, o gün bu gündür muazzam mahlasını kullanıyorum.
Buna da layık olmak için elimden geleni yapıyorum vesselam…
AŞIK RAMAZAN’IM BEN
Yetmişüç yılında dünyaya gelen,
Hayat tarlasından nasibin alan,
Gün olup ağlayan, gün olup gülen,
Nevşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
Daha küçük yaşta gurbete göçen,
Yudum yudum hasret zehrini içen,
Zorluklar içinde hep ömrü geçen,
Neşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
Hiç haram katmadan helal kârına,
Hep düşkün olan namus arına,
Her zaman umutla bakan yarına,
Nevşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
Garibin, dertlinin tutan eliyim,
Seven aşıkların gönül diliyim,
Sevda bahçesinin yalnız gülüyüm,
Nevşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
İnsanı kırmayan, hakir görmeyen,
Hiç kimseye eza cefa vermeyen,
Dünya da zevk ile sefa sürmeyen,
Nevşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
Şükreden aşına olsada yavan,
Yalandan hep kaçıp doğruyu öven,
Vatanı canından bile çok seven,
Nevşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
Kapımdan boş gitmez dost ile namert.
Mazlumlara nazik, zalimlere sert,
Adam gibi adam, mert oğlu mert.
Nevşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
Hatır yıkmayan, kin dahi gütmeyen,
Hayatta kötü bir yola gitmeyen,
Ömür geçse bile, derdi bitmeyen,
Nevşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
Ne desem kalpleri Allah’tır bilen.
Yaparsan iyilik, odur kâr kalan.
Yatınca yatağa hep huzur bulan,
Nevşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
Yalanım yok asla, Rabbim de şahit.
Hayata küsmedim ben hiçbir vakit.
Mertler diyarından bir garip yiğit,
Nevşehir’li Aşık Ramazan’ım ben.
***
Mahmut çiçekdağı: Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Ramazan Akkaş: Merhabalar, bu güzel söyleşi için teşekkür ederim. Kendimi kısaca; hayatı, insanı ve duyguları kelimelerle anlamlandırmaya çalışan, kalbini şiire ve yazıya adamış bir gönül insanı olarak tanıtabilirim. Hayatın koşturmacası içinde durup düşünebilmek, hissedebilmek ve bunu kâğıda dökebilmek benim en temel varlık sebebimdir.
Mahmut çiçekdağı: Ne zamandır yazıyorsunuz?
Ramazan Akkaş: Yazma serüvenim çok erken yaşlarda, içimdeki duyguların taşmasıyla başladı diyebilirim. Çocukluk yıllarında kâğıda karalanan masum satırlar, zamanla olgunlaşarak hayatımın kalıcı ve vazgeçilmez bir tutkusu haline geldi. Yılların birikimiyle birlikte eserlerimi okuyucularla buluşturmaya devam ediyorum.
Mahmut çiçekdağı: Yazmanızdaki en büyük etken nedir?
Ramazan Akkaş: En büyük etken, içimde hiç susmayan o duygu ve düşünce dalgalanmalarıdır. Hayatın getirdiği sevinçler, hüzünler ve insan ruhunun derinliklerinde saklı kalmış manzaralar beni yazmaya mecbur kılıyor. Yazmak benim için bir kaçış değil, aksine hayatla ve kendimle hesaplaşma, hakikati arama yoludur.
Mahmut çiçekdağı: Yazarken çektiğiniz en büyük zorluklar nelerdir?
Ramazan Akkaş: En büyük zorluk, zihnimde parıldayan o kusursuz hissi veya anlamı tam olarak kelimelere dökebilmektir. Bazen kelimeler kifayetsiz kalır, aradığınız o en doğru mısra ya da cümle bir türlü kağıda dökülmek istemez. O boş sayfanın karşısındaki sancılı bekleyiş ve arayış süreci her yazar gibi beni de en çok zorlayan kısımdır.
Mahmut çiçekdağı: Kitaplarınız hangi yaş grubuna hitap ediyor?
Ramazan Akkaş: Eserlerim belirli bir yaş sınırına hapsolmayıp, hayatın incesini, hüznünü ve sevincini yüreğinde hisseden her yaştan okura hitap etmektedir. Genç yetişkinlerden ulu çınarlarımıza kadar geniş bir yelpazede, insanî değerleri ve samimiyeti arayan herkes kitaplarımda kendinden bir parça bulabilir.
Mahmut çiçekdağı: Şiirlerinizde belli bir yaş grubu var mı?
Ramazan Akkaş: Şiirlerimde kesinlikle belli bir yaş grubu gözetmiyorum. Şiir kalbin dilidir; kalbin ise yaşı yoktur. Çocuk saflığıyla hisseden de, ömrün sonbaharını yaşayan da şiirlerimde kendi ruhuna dokunan bir ses bulabilir. Şiir, hisseden ve seven herkese kapılarını açar.
Mahmut çiçekdağı: Yazarken ilham aldığınız şeyler nelerdir?
Ramazan Akkaş: İlhamımı doğrudan hayatın akışından, insan ilişkilerinden, doğanın döngüsünden ve sessizliğin içindeki derin sesten alıyorum. Yolda yürürken karşılaştığım bir insanın gözlerindeki hüzün, bir yaprağın dalından düşüşü ya da geçmişten bugüne süzülen bir hatıra kalbimi harekete geçirmeye yeterlidir.
Mahmut çiçekdağı: Beğendiğiniz şair ve yazarlar kimlerdir?
Ramazan Akkaş: Türk ve dünya edebiyatında iz bırakan pek çok usta kalemden ilham alıyorum. Halk edebiyatımızın köklerinden beslenen ulu ozanlarımız, divan şiirinin estetiği ve modern edebiyatın güçlü temsilcileri benim için her zaman birer kılavuz olmuştur. Yunus Emre’nin duruluğu ve samimiyeti bu yoldaki en büyük rehberimdir.
Mahmut çiçekdağı: Yazarken görüş alışverişinde bulunduğunuz kişiler oluyor mu?
Ramazan Akkaş: Elbette. Her ne kadar yazma eylemi yalnız gerçekleştirilse de, metinlerin olgunlaşma ve demlenme aşamasında fikirlerine güvendiğim edebiyat dostlarımla istişarelerde bulunurum. Dışarıdan bakan bir gözün eleştirisi, eserin daha yalın ve güçlü bir noktaya gelmesine çok büyük katkı sağlar.
Mahmut çiçekdağı: Son olarak okurlarınıza ne söylemek istersiniz?
Ramazan Akkaş: Okurlarımıza en kalbi sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Kitaplara ve şiire omuz veren, sayfalar arasında bizimle yolculuk eden her okur, bu uzun yoldaki en kıymetli yoldaşımızdır. Lütfen okumaktan, şiirden ve hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin; çünkü dünya ancak samimi kelimelerin ve güzel yüreklerin sevgisiyle güzelleşecektir.
Teşekkürler
İlgili Terimler :
YORUMLAR
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.