ADALET KİŞİYE GÖRE Mİ DEĞİŞİR, İNSANLIK SADECE KENDİ ÇEVREMİZE Mİ GÖSTERİLİR?

06.11.2026

Kişi Okumuş

0 Yorum

ADALET KİŞİYE GÖRE Mİ DEĞİŞİR, İNSANLIK SADECE KENDİ ÇEVREMİZE Mİ GÖSTERİLİR?

ADALET KİŞİYE GÖRE Mİ DEĞİŞİR, İNSANLIK SADECE KENDİ ÇEVREMİZE Mİ GÖSTERİLİR?

Müslümanlık görünüşte mi, yoksa davranışlarda mı saklıdır?

Adalet nedir? Herkese eşit davranmak mı, hak edene hakkını teslim etmek mi, yoksa kişinin kim olduğuna bakmadan doğru olanın yanında durabilmek midir?
Bugün toplum olarak kendimize sormamız gereken çok önemli sorular var. Acaba adaleti gerçekten savunuyor muyuz, yoksa adalet bizim işimize geldiği zaman mı aklımıza geliyor? Bir haksızlık bizim yakınımıza yapıldığında ayağa kalkarken, aynı haksızlık başka bir insana yapıldığında neden sessiz kalıyoruz?
Adalet, kişiye, makama, mevkiye, paraya, dostluğa ve akrabalığa göre değişiyorsa orada gerçek adaletten söz edilebilir mi?

Bir insan bizim yakınımızsa hatalarını görmezden geliyor, başka bir insansa en küçük yanlışını büyütüyorsak burada hakkaniyet nerede kalıyor?
Adalet, yalnızca sevdiğimiz insanlara hak vermek değildir. Adalet, sevmediğimiz bir insan haklı olduğunda da onun hakkını teslim edebilmektir. Çünkü hak, sahibinin kim olduğuna göre değişmez.

Peki, insanlık yalnızca kendi çevremize mi gösterilir?

Bir insana yardım etmek, hâlini hatırını sormak, zor gününde yanında olmak elbette güzel davranışlardır. Ancak insanlık sadece ailemize, dostlarımıza, arkadaşlarımıza ve bize faydası dokunan kişilere gösterilecek bir özellik değildir.

Asıl insanlık, hiçbir karşılık beklemeden, tanımadığımız bir insanın derdiyle ilgilenebilmektir.
Bizden olmayanın acısını da hissedebiliyor muyuz? Bizimle aynı düşünmeyen, aynı görüşü paylaşmayan, aynı çevrede bulunmayan insanlara da saygı gösterebiliyor muyuz?

Yoksa insanlığımızı yalnızca kendi kapımızın önünde mi bırakıyoruz?

Bir insanın değeri, bize ne kadar yakın olduğuyla değil, insanlara nasıl davrandığıyla ölçülmelidir.

MÜSLÜMANLIK SADECE GÖRÜNÜŞTEN Mİ İBARETTİR?

Gelelim bir başka önemli meseleye…

Müslümanlık nasıl olmalı? Sadece dış görünüşle mi anlaşılmalı? Giyimimiz, kuşamımız, sakalımız, başörtümüz, kullandığımız kelimelerimiz veya dilimizden düşürmediğimiz dini ifadelerimiz mi belirlemeli Müslümanlığımızı?

Elbette insanın inancı ve ibadetleri değerlidir. Herkesin inancını yaşama biçimine saygı duyulmalıdır. Ancak şu soruyu da sormak gerekir:
Dış görünüşümüz Müslüman olduğumuzu göstermeye yeter mi?

Dilimizi güzel sözlerle süslerken davranışlarımızla insanları incitiyorsak, ibadetlerimizden bahsederken kul hakkını gözetmiyorsak, herkese doğruluktan söz ederken kendi çıkarımız için yalan söyleyebiliyorsak burada bir çelişki yok mudur?

Bir taraftan Allah’tan korktuğumuzu söylerken diğer taraftan bir insanın hakkını yemek nasıl açıklanabilir?

Bir insanın arkasından konuşmak, iftira atmak, haksızlık yapmak, güçsüzü ezmek, ihtiyaç sahibini küçümsemek hangi ahlaka sığar?
Müslümanlık yalnızca görünmek değil, aynı zamanda yaşamaktır.

Dürüstlük, merhamet, adalet, kul hakkına saygı, emanete sahip çıkmak ve kimseye zarar vermemek de inancın ahlaki sorumlulukları arasındadır.

Peygamber Efendimizin güzel ahlakını örnek aldığımızı söylüyorsak, önce kendi davranışlarımızı sorgulamamız gerekmez mi?

İNSANLARIN GÖZÜNE DEĞİL, VİCDANINA HESAP VERMEK GEREKMEZ Mİ?

Bugün bazı insanlar toplumun önünde başka, kendi menfaatleri söz konusu olduğunda başka davranabiliyor.

Kalabalıkların içinde adaletten söz edenler, kapalı kapılar ardında haksızlığa ortak olabiliyor. Her fırsatta insan sevgisinden bahsedenler, işine gelmeyen bir insanı bir anda değersiz görebiliyor.

Bir kişinin makamı varsa ona gösterilen saygı, makamı bittiğinde de devam ediyor mu?
Cebinde parası varken etrafında kalabalık olan insanın, zor gününde kaç dostu kalıyor?
Bir insanın yüzüne gülüp arkasından kuyusunu kazanlar, hangi insanlık anlayışını temsil ediyor?

Unutulmamalıdır ki insanın gerçek karakteri, çıkarı olmadığı zaman yaptığı davranışlarda ortaya çıkar.
İyilik, karşılığında bir makam, para, alkış veya teşekkür beklemek değildir. Adalet, güçlüye göre eğilip bükülmek değildir. İnsanlık, yalnızca işimize gelen insanlara gösterdiğimiz bir nezaket değildir.

ÖNCE KENDİMİZİ SORGULAYALIM!

Bir başkasının yanlışını eleştirmeden önce kendi yanlışlarımıza bakabiliyor muyuz?

Herkesten dürüstlük beklerken kendimiz ne kadar dürüstüz?

Herkese adalet dağıtmaya çalışırken kendi çevremizde adil davranabiliyor muyuz?

İnsanları dış görünüşüne, maddi durumuna, makamına veya sosyal konumuna göre mi değerlendiriyoruz?

Yardım ederken gerçekten ihtiyaç sahibini mi düşünüyoruz, yoksa insanların bizi görmesini mi istiyoruz?
İşte bütün mesele burada!

Çünkü insan olmak, sadece insanlarla aynı dünyada yaşamak değildir. İnsan olmak, başkasının hakkına, onuruna, duygusuna ve yaşamına saygı duymaktır.
Adaletin olmadığı yerde güven, merhametin olmadığı yerde insanlık, güzel ahlakın olmadığı yerde ise samimiyet eksik kalır.

Sonuç olarak; ne adalet kişiye göre değişmeli ne insanlık çevremizle sınırlı kalmalı ne de Müslümanlık yalnızca dış görünüşle ölçülmelidir.

Bir insanın nasıl göründüğünden önce nasıl davrandığına, ne söylediğinden önce ne yaptığına, hangi makamda olduğundan önce hangi ahlaka sahip olduğuna bakmalıyız.

Çünkü güzel görünmek başka, güzel insan olmak başkadır.

Son sözüm şudur:

Adalet dağıtıyorsak önce kendi nefsimize karşı adil olalım. İnsanlıktan bahsediyorsak önce insanları incitmemeyi öğrenelim. Müslüman olduğumuzu söylüyorsak önce güzel ahlakımızla örnek olalım.

Unutmayalım ki insanın gerçek yüzü aynada değil, davranışlarında görünür.

İlgili Terimler :

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.