BİR ŞAİRİN YÜREĞİNDE 5 BİN ŞİİR: SERHAT PEKER’İN KELİMELERLE YAZDIĞI HAYAT

13.10.2026

Kişi Okumuş

0 Yorum

BİR ŞAİRİN YÜREĞİNDE 5 BİN ŞİİR: SERHAT PEKER’İN KELİMELERLE YAZDIĞI HAYAT

 

 

HEMBERİCE KELÂMLAR

 

BİR ŞAİRİN YÜREĞİNDE 5 BİN ŞİİR: SERHAT PEKER’İN KELİMELERLE YAZDIĞI HAYAT

Bazı yaralar şiire dönüşür, bazı hatıralar kitaplarda yaşar. Serhat Peker, 27 yıllık şiir yolculuğunda duygularını mısralara, yaşadıklarını edebiyata dönüştüren bir şair ve yazar…

HEMBERİCE KELÂMLAR – KELİMELERİN ARDINDA BİR HAYAT, MISRALARIN İÇİNDE BİR YÜREK

Hayatın herkese anlatamadığımız bir tarafı vardır. Bazen bir bakışta saklanır, bazen gecenin sessizliğinde büyür, bazen de bir kâğıdın üzerine düşen birkaç kelimeyle kendisini ele verir. İşte şiir biraz da budur: İnsanların içinde taşıdığı, fakat her zaman dile getiremediği duyguların sesi…

Bugün HEMBERİCE KELÂMLAR sayfalarımızda, kalemini yıllardır elinden bırakmayan, şiirlerini kitaplara taşıyan, öyküler kaleme alan ve sanat yolculuğunda farklı deneyimler yaşayan bir ismi konuk ediyoruz: Şair ve yazar Serhat Peker.

Yaklaşık 27 yıldır şiir yazan ve kendi ifadesiyle 5 bin şiirlik bir birikime sahip olan Serhat Peker’in edebiyat yolculuğu, yıllara yayılan bir üretim ve yazma tutkusunun hikâyesi. Onun sanat hayatını değerlendirirken yalnızca kitaplarına ve aldığı ödüllere değil, kelimelerle kurduğu uzun soluklu bağa ve farklı edebiyat alanlarında ortaya koyduğu çalışmalara da bakmak gerekiyor.

Çünkü bazı insanlar duygularını konuşarak anlatır, bazıları yaşayarak öğrenir, bazılarıysa iç dünyasında biriktirdiklerini şiire dönüştürür. Serhat Peker’in edebiyat yolculuğu da bu üçüncü yolun izlerini taşıyor.

EKRANLARDAN KİTAPLARA UZANAN SANAT YOLCULUĞU

Serhat Peker’in sanat hayatındaki dikkat çekici duraklardan biri 1993 yılına uzanıyor. TGRT’de yayımlanan Merhamet adlı dizide sinema ve televizyon sanatçısı Fatma Belgen ile birlikte rol alan Peker, sanatın ekran önündeki yüzünü de deneyimledi.

İlerleyen yıllarda şiire ve yazarlığa ağırlık veren Peker, biriktirdiği duyguları ve düşünceleri okuyucularıyla paylaşmak amacıyla eserlerini yayımlamaya başladı.
2020 yılında yayımlanan ilk şiir kitabı Engelsiz Mısralar, bu yolculuğun önemli dönüm noktalarından biri oldu. Ardından Siyah & Beyaz, Gözyaşımı Gülüşüme Sakladım, Kırmızı Ojeli Kadın ve 2026 yılında yayımlanan Veda adlı şiir kitapları geldi.

Beş şiir kitabı… Beş ayrı başlık, beş ayrı çağrışım ve kelimelerle anlatılmayı bekleyen nice duygu…

Engelsiz Mısralar sınırları aşmayı düşündürürken Siyah & Beyaz hayatın zıtlıklarını hatırlatıyor. Gözyaşımı Gülüşüme Sakladım, insanın dışarıya gösterdiği yüzle içinde yaşadığı duygular arasındaki mesafeye işaret ediyor. Kırmızı Ojeli Kadın merak uyandırırken Veda, ayrılıkların ve kapanan sayfaların çağrışımını beraberinde getiriyor.

Bazen bir kitap adı bile uzun bir hikâyenin kapısını aralar. Okuyucu, daha ilk sayfayı çevirmeden kendi hayatından bir parçayı o başlıkta bulabilir.

 

ŞİİRİN YANINDA ÖYKÜ, ÖYKÜNÜN YANINDA HAYAT

Serhat Peker’in edebiyat çalışmaları şiir kitaplarıyla sınırlı değil.

2021 yılında Milas Engelsiz Edebiyat Projesi kapsamında hazırlanan Bizim Engelsiz Öykülerimiz adlı kitapta “Bir Garip Öykü” isimli çalışmasıyla yer aldı. 2022 yılında Bodrum Kızılay Engelsiz Edebiyat Atölyesi tarafından hazırlanan öyküler kitabında “Bir Yazarın Güncesi” adlı eseri yayımlandı.
2024 yılında ise İnadına Yaşamak adlı öykü kitabını okuyucularıyla buluşturdu.
2025 yılında 100 Kişinin Yüzü adlı kitapta “Hayatı Paylaşmaya Engel Yok” başlıklı makalesiyle yer aldı.
Bu çalışmalar, Peker’in şiirin yanı sıra öykü ve makale türlerinde de üretimini sürdürdüğünü gösteriyor.
Çünkü edebiyat yalnızca insanın kendi duygularını anlatması değildir. Bazen başka insanların hayatlarına ışık tutmak, bazen görünmeyen sorunlara dikkat çekmek, bazen de bir cümleyle dayanışmanın önemini hatırlatmaktır.

 

ÖDÜLLERLE TAÇLANAN MISRALAR

Bir şiirin değerini yalnızca aldığı ödülle ölçmek mümkün değildir. Şiir kimi zaman bir insanın kalbine dokunduğu, kimi zaman unutulmuş bir hatırayı canlandırdığı, kimi zaman da okuyucuyu kendisiyle yüzleştirdiği için değerlidir.

Bununla birlikte şiir yarışmaları, şairlerin eserlerini farklı çevrelerle buluşturması açısından önemli fırsatlar sunuyor.

Serhat Peker’in yarışmalardaki geçmişi de yıllara yayılıyor:
2019: “Sevdiğim Gelir Aklıma” adlı şiiriyle Türkiye genelindeki yarışmada altıncılık ve takdirname.
2020: “Hatırlar mısın” adlı şiiriyle mansiyon ödülü.
2021: “Ezelden Beri” adlı şiiriyle takdirname.
2022: “Söyle Sevdiğim” ve “Vazgeçtim” adlı şiirleriyle mansiyon ödülleri.
2023: “Yolun Sonunda” adlı şiiriyle takdirname.
2025: “Akşamlar” adlı şiiriyle Hilal TV’nin plaket ödüllü şiir yarışmasında mansiyon ödülü.
Bu ödüller, Peker’in şiirlerini farklı platformlarda paylaşmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
“Hatırlar mısın”, “Söyle Sevdiğim”, “Vazgeçtim” ve “Yolun Sonunda” gibi eser adlarında bile insanın duygusal dünyasına açılan kapılar bulunuyor. Hatırlamak, sevmek, vazgeçmek, geçmişe dönmek ve hayatın sonunda kendisiyle baş başa kalmak…
Belki de şiirin asıl gücü burada yatıyor. Her insanın yaşadığı olaylar farklı olsa da sevda, özlem, pişmanlık ve umut hepimizin ortak dünyasına dokunabiliyor.

BESTELENEN ŞİİRLER: KELİMELER EZGİYE DÖNÜŞÜRKEN

Serhat Peker’in “Gideni”, “Meyhanedeyim” ve “Haram” adlı şiirlerinin bestelenmiş olması, sanat yolculuğunun dikkat çeken yönlerinden biri.
Şiir ile müzik arasında eskiden beri güçlü bir bağ vardır. Şair kelimelerle duyguyu anlatır; besteci o duyguyu ezgilerle yeniden yorumlar. Böylece bir şiir, yalnızca okunan bir metin olmaktan çıkar ve dinleyicinin dünyasında yeni bir hayat bulur.

Özellikle “Haram” adlı şiirinde ayrılık, geçmişe duyulan özlem ve kapanmayan hatıralar ön plana çıkıyor. Kırılmış kadehler, eski resimler ve geride bırakılamayan anılar, şiirin duygusal atmosferini oluşturan unsurlar arasında.

Burada anlatılan yalnızca bir aşk hikâyesi değil; yaşananlardan sonra insanın kendi içine çekilmesi, yeniden sevmekten korkması ve geçmişi geride bırakmakta zorlanmasıdır.

İnsan bazen unutmak ister ama hatırlar. Bazen uzaklaşmak ister ama zihni hep aynı yere döner. Bazen kalemini bırakmaya karar verir ama duygularını anlatmanın başka bir yolunu bulur.

İşte şairin mücadelesi de tam bu noktada başlar: İçinde birikenleri kelimelere dönüştürmek…

 

BİR GÜLÜŞÜN ARDINDA SAKLANAN GÖZYAŞLARI

Serhat Peker’in Gözyaşımı Gülüşüme Sakladım adlı şiir kitabının adı, insanın iç dünyasına dair önemli bir çağrışım taşıyor.
Çünkü herkesin hayatında dışarıdan görünmeyen bir hikâye vardır.

Gülümseyen bir insanın içinde hangi düşünceleri taşıdığını, sessiz kalan birinin neler yaşadığını, geçmişinden hangi hatıraları sakladığını her zaman bilemeyiz.
Şiir, işte bu görünmeyen dünyaya açılan kapılardan biridir.

Bir şairin mısralarında kendimizi bulduğumuzda aslında yalnız olmadığımızı hissederiz. Bizim yaşadığımız bir duygunun başka bir insanın kaleminden çıktığını görmek, insanı insana yaklaştırır.

 

Bu nedenle şiir yalnızca edebî bir tür değil, aynı zamanda insanlar arasında kurulan görünmez bir köprüdür.
Bazen bir mısra yıllardır içimizde sakladığımız bir duyguyu dile getirir. Bazen bir şiir, kimseye anlatamadığımız bir hikâyenin tercümanı olur.

 

ENGELSİZ BİR DÜNYAYA AÇILAN KAPI

Peker’in “Hayatı Paylaşmaya Engel Yok” başlıklı makalesi ve engelsiz edebiyat projelerinde yer alması da üzerinde durulması gereken önemli bir konu.
Toplumların gelişmişliği yalnızca sahip oldukları imkânlarla değil, insanlara nasıl yaklaştıklarıyla da ölçülür. Her bireyin yeteneklerini ortaya koyabildiği, kendisini ifade edebildiği ve sosyal hayata katılabildiği bir dünya hepimizin ortak sorumluluğudur.

Edebiyat bu sorumluluğu hatırlatmak için güçlü bir araç olabilir. Bir öykü okuyucusuna başka bir insanın gözünden bakmayı öğretebilir. Bir şiir, fark edilmeyen bir duyguyu görünür kılabilir. Bir makale ise toplumun dikkatini önemli bir meseleye çekebilir.

İnsanları birbirinden ayıran engelleri azaltmak, önyargıları aşmak ve dayanışmayı güçlendirmek için söylenen her anlamlı sözün kıymeti vardır.

“Hayatı Paylaşmaya Engel Yok” ifadesi de paylaşmanın, dayanışmanın ve insan onuruna saygının önemini hatırlatan güçlü bir mesaj taşıyor.

 

VEDA BİR SON MU, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI?

2026 yılında yayımlanan Veda, Serhat Peker’in beşinci şiir kitabı.

Veda kelimesi çoğu zaman bir sonu hatırlatır. Oysa edebiyatta her son, yeni bir hikâyenin başlangıcı olabilir. Biten bir ilişkinin ardından yeni bir şiir yazılır; kapanan bir defterin ardından başka bir sayfa açılır.

Bir şair için kelimeler hiçbir zaman bütünüyle tükenmez. Hayat devam ettikçe anlatılacak yeni hikâyeler, sorulacak yeni sorular ve paylaşılacak yeni duygular ortaya çıkar.

Serhat Peker’in yaklaşık 27 yıllık şiir serüveni ve kendi ifadesiyle 5 bin şiirlik birikimi, uzun yıllara yayılan üretiminin göstergesi. Beş şiir kitabı, öykü çalışmaları, kolektif yayınlardaki eserleri ve yarışmalarda kazandığı ödüller de bu yolculuğun farklı duraklarını oluşturuyor.

Bundan sonraki yıllarda kaleminden hangi eserlerin çıkacağını zaman gösterecek. Ancak edebiyatın en güzel tarafı da burada saklı: Her yeni kitapta başka bir dünya, her yeni şiirde başka bir duygu keşfetmek…

 

SON SÖZÜ ŞİİRE BIRAKALIM

Serhat Peker’i anlatırken karşımıza yalnızca bir şairin özgeçmişi çıkmıyor. Yıllar boyunca yazmayı sürdüren, şiirlerini kitaplaştıran, öyküler kaleme alan, edebiyat projelerinde yer alan ve eserlerini farklı platformlarda okuyucularıyla buluşturan bir sanat yolculuğu görüyoruz.

Elbette bir sanatçıyı asıl anlatan, hakkında yazılan cümlelerden çok eserlerinin okuyucuda bıraktığı izdir.

Kimi bir mısrada eski bir sevgiliyi hatırlar, kimi çocukluğunun geçtiği sokakları, kimi de hiç kimseye anlatamadığı bir acıyı…

Bazen bir kitap, insanın yıllardır içinde taşıdığı bir duyguyu dile getirmesine yardımcı olur. Bazen bir şiir, iki yabancı insanı aynı hatıranın etrafında buluşturur.

Şair ve yazar Serhat Peker’in 27 yıllık şiir yolculuğunun yeni eserlerle sürmesini, kitaplarının daha fazla okuyucuya ulaşmasını ve kelimelerinin gönüllerde karşılık bulmasını diliyoruz.

HEMBERİCE KELÂMLAR olarak edebiyata emek veren, şiirle insanın iç dünyasına seslenen ve yazdıklarıyla hayatı anlatmaya çalışan bütün kalemlerin yanında olmaya devam edeceğiz.

Çünkü bir şiir bazen bir insanı anlatır, bazen binlerce insana dokunur. Bazen dünyada hiçbir şey değişmemiş gibi görünürken tek bir mısra, insanın içindeki her şeyi değiştirir.

Kaleminiz daim, yolunuz açık, okuyucunuz bol olsun Serhat Peker.

 

HEMBERİCE KELÂMLAR

Mahmut Çiçekdağı’nın kaleminden…
Şiirin sesi, edebiyatın nefesi, insanın yüreğine dokunan kelimeler.
Edebiyata değer veren, şairini ve yazarını yalnız bırakmayan herkese sevgi ve saygılarımızla.

 

Haram

Kadehler kırılmış yine yerlerde
Bulamadım seni o adreslerde
Aklım hep eski resimlerde
Mutluluk deme bana bilirsin haram

Kalmadı tahammül bende bak
Şimdilerde sevmek dahi yasak
Duygularım nasıl prangalı tutsak
Mutluluk deme bana bilirsin haram

Bakmıyorum istesemde artık uzağa
Ya düşersem diyorum yine tuzağa
Bırakıyorum kalem kağıdı ırağa
Mutluluk deme bana bilirsin haram

Kader kaderimle olmuşken ortak
Bilmiyorum halimizi kimw sorsak
Biz ikimiz ateşle korsan
Mutluluk deme bana bilirsin haram

Unutamamışken o eski defteri
Bozduraksın bana belli ezberi
Vakit oldu sayende zemheri
Mutluluk deme bana bilirsin haram

İki damla gözyaşımdan hatıra
Seni yazasım var son satıra
Beni neden alan mısra
Mutluluk deme bana bilirsin haram

Şair – Yazar
Serhat Peker

***

Mahmut Çiçekdağı: Öncelikle kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Serhat Peker: Ben Serhat Peker. 1982 yılında İstanbul’da doğdum. Şair ve yazarım. 1993 yılında TGRT’de yayımlanan Merhamet adlı dizide sinema sanatçısı Fatma Belgen ile birlikte rol aldım. Şiir ve öykü çalışmalarımı sürdürüyor, duygularımı kelimeler aracılığıyla okuyucularımla buluşturuyorum.

Mahmut Çiçekdağı: Ne zamandır yazıyorsunuz?

Serhat Peker: Yaklaşık 27 yıldır şiir yazıyorum. Bugüne kadar 5.000 civarında şiir kaleme aldım. Şiir, hayatımın ayrılmaz bir parçası hâline geldi.

Mahmut Çiçekdağı: Yazmanızdaki en büyük etken nedir?

Serhat Peker: Yazmamdaki en büyük etken, duygularımı dışa vurmak ve iç dünyamda birikenleri kelimelerle ifade etmek. Bazen bir duygu, bazen bir hayal, bazen de yaşama dair düşüncelerim beni yazmaya yönlendiriyor.

Mahmut Çiçekdağı: Yazarken çektiğiniz en büyük zorluklar nelerdir?

Serhat Peker: Açıkçası yazmak benim için su içmek, yemek yemek gibi doğal bir ihtiyaç. Yazarken kendimi zorlanmış hissetmiyorum. Duygularımı ve düşüncelerimi doğaçlama bir şekilde kaleme alıyorum. Yazmak benim için yaşamın bir parçası.

Mahmut Çiçekdağı: Kitaplarınız hangi yaş grubuna hitap ediyor?

Serhat Peker: Kitaplarım genel olarak 18 yaş ve üzerindeki okurlara hitap ediyor. Eserlerimde insanın duygularını, hayatın gerçeklerini, sevgiyi, özlemi ve yaşam mücadelesini ele alıyorum.

Mahmut Çiçekdağı: Şiirlerinizde belli bir yaş grubu var mı?

Serhat Peker: Şiirlerim belirli bir yaş grubuyla sınırlı değil. Ancak kitaplarımın hedef kitlesi 18 yaş ve üzeri okurlar. Çünkü duyguların yaşı yoktur; önemli olan, okuyucunun şiirde kendinden bir parça bulabilmesidir.

Mahmut Çiçekdağı: Yazarken ilham aldığınız şeyler nelerdir?

Serhat Peker: En büyük ilham kaynağım düşlerimdir. Hayallerime sarılarak yazarım. Şiirlerimi kaleme alırken de öykülerimi yazarken de düşlerimden beslenirim. Hayal dünyam, duygularımı kelimelere dönüştürmemde önemli bir yere sahiptir.

Mahmut Çiçekdağı: Beğendiğiniz şair ve yazarlar kimlerdir?

Serhat Peker: Beğendiğim yazarlar arasında Namık Kemal ve Oğuz Atay bulunuyor. Edebiyata bakışları ve eserleri benim için kıymetlidir.

Mahmut Çiçekdağı: Yazarken görüş alışverişinde bulunduğunuz kişiler oluyor mu?

Serhat Peker: Ben genellikle doğaçlama yazdığım için yazım sürecinde fazla fikir alışverişinde bulunmam. Duygularımı kendi iç dünyamda şekillendirir ve kaleme alırım.

Mahmut Çiçekdağı: Son olarak okurlarınıza ne söylemek istersiniz?

Serhat Peker: Teknolojiyle iç içe yaşadığımız bu dönemde, şair ve yazarlarımızın unutulmamasını istiyorum. Okurlarımızdan ricam, düzenlenen edebiyat etkinliklerinde şair ve yazarlarımızı hiçbir zaman yalnız bırakmamalarıdır. Kitaplarımızı okuyarak, etkinliklerimize katılarak ve bizlere destek olarak edebiyatın yaşamasına katkıda bulunsunlar. Çünkü edebiyat, okuruyla hayat bulur.

Teşekkürler.

 

 

İlgili Terimler :

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.