ANADOLU’NUN GÖNÜL PINARINDAN SÜZÜLENLER: BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ ​

06.10.2026

Kişi Okumuş

0 Yorum

ANADOLU’NUN GÖNÜL PINARINDAN SÜZÜLENLER: BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ ​

 

ANADOLU’NUN GÖNÜL PINARINDAN SÜZÜLENLER: BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ

​1942 yılında Anadolu’da dünyaya gözlerimi açtım. İlkokula on iki yaşında, yani 1954’te başlayabildim; ancak azimle ve gayretle 1958-1959 ders yılında pekiyi dereceyle mezun oldum. O dönemde köyün zor şartları, dağda mal güderken çekilen çileler… Fakat o hengamede bile dağlarda Karacoğlan’ı, Kerem ile Aslı’yı, Aşık Garip’i, Aşık Ömer’i, Köroğlu’nu ve daha nice hak aşıverini dinler, onların sesleriyle dolardım.

​İlahi bir lütuf vesilesiyle içimde şiir yazma arkı akmaya başladı. Yazarken bugüne kadar hiçbir nahoşlukla karşılaşmadım; kaleme sarıldığımda sanki hepsi önümde hazır durur, ben de oradan yazarım. Umuma hitap eden kitaplarım, İslam feylesofu olarak gördüğüm ve bildiğim Prof. Mehmet Doğan Silleli Hoca’nın tasnifiyle “Birdenbire” ve “Kan ve İmza” adıyla okuyucuyla buluştu. Şiirlerimdeki ilham; millî mukadderattan, millî mefahirlerin inkisarından ve aziz milletimizin ızdırabından süzülür gelir.

​Gönlümde yer edinen, sevip beğendiğim şairler; Nabi, Füzuli, “Açın Kapıları Osman Geliyor” nidalarıyla yaşayan ve bütün derdi, kederi, elemi iki ismetten çeken, “Birisi zürriyetimden etti, birisi de hürriyetimden etti” diyen büyük dava adamı Osman Yüksel Serdengeçti’dir.
​Serdengeçti milletvekili olduğunda kravat takmak adeti olmadığı için meclise kravatsız gelirdi. Samimi olduğu milletvekili arkadaşları “Ağabey, mutlaka kravat tak” diye ısrar edince, çare bulamayarak “Evet, takayım bari” der ve onları sevindirirdi. Ertesi gün meclise geldiğinde boynunda yine kravat olmadığını görenler sorardı: “Ağabey, söz vermiştin, neden takmadın?” O, pantolonuna kemer olarak taktığı kravatı göstererek cevap verirdi: “İşte taktım, görüyorsunuz ya!” “Ağabey, boynuna takmamışsın!” dediklerinde ise şu tarihi cevabı yapıştırırdı: “Boynuma takacağım demedim ki, takacağım dedim ve işte taktım!”
​İşte böyle bir mizahın ve davanın adamıydı o. Üstad Necip Fazıl Kısakürek, “Ümmeti Muhammed’e göklerden gelir haber / Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?” diyerek yürekleri dağlardı. “Türküler var başı belde aşağı / Çalmayan radyonun pili cennetlik / Kâfir meyve inmez daldan aşağı / Yoksulun yaktığı çalı cennetlik…” diyerek şuaralara kılavuz olan Abdürrahim Karakoç ağabeyim baş tacımdır. Şenlik, Sümmani, Seyrani, Hicrani, Ercişli ve Erzurumlu Emrahlar, Çobanoğlu, Mahzuni Şerif, Ahmet Poyrazoğlu, Daimi, Nesimi, Hayaloğlu, Dertli, Polat, Mahcubi, Mahbub, Haruni ve daha nicelerini severim. Hiç kimseyle bu hususta bir çıkar veya alışverişim olmamıştır.

​Okuyucu muhteremlerden dileğim şudur: “İkra”, Yüce Allah’ın ilk emridir. Okuyun; lakin her şeyi de okumayın. Çünkü insan “Çok cahil, çok zalim, çok nankördür” buyuruyor Rabbü’l-Âlemin. İnsanın okuduğu şeyin tesirinde kaldığı da bir hakikattir. İyi, doğru ve güzel olanı okuyun. Bunlar insanı asliyetine kavuşturur.

​Bunun olabilmesi de Amentüye iman edip ona göre yaşamakla mümkündür. Dinimizde önce Allah’a itaat, sonra ana-babaya itaat emredilmiştir. Unutmayalım ki, ananın bedduası pek tesir etmez ama babanın duası veya bedduası ile Allah arasında perde yoktur, direkt kabul olunur.
​Selam ve dua ile…
​

Bu yazıyı kendi gazete formatınıza veya yayımlamak istediğiniz mecraya göre dilediğiniz gibi güncelleyebilir veya üzerinde küçük dokunuşlar yapabilirsiniz. Başka bir yardıma ihtiyacınız var mı?

1942 de anadan doğan 12 yaşında ilkokula başlayıp yani 1954 de, 1958-59 ders yılı döneminde pekiyi dereceyle mezun edilen Fakir bir köylü çocuğu Tabii bu hengamede dağda mal güderken devamlı Karacoğlan Kerem ile Aslı Aşık Garip Aşık Ömer Köroğlu ve daha nice aşıkların eserlerini tedris eden olduğu halde İlahi lütuf ile şiir yazmağa başlayan biçare bir kuldur Yazarken hiç bir nahoşlukla karşılaşmadım yazmağa başlayınca sanki hepsi önümdede oradan yazıyorum gibi devam ederim yazmağa Umuma hitab eder kitablar Ellah razi olsun İslm Feylesofu olarak gördüğüm bildiğim Profösör Mehmet Doğan SİLLELİ Hocanın tasnifi le iki kitabım yayınlandı.

“BİRDEN BİRE ve KAN VE İMZA” adında. İLHAM Milli mukadderattan ve milli mefahirlerin inkisarından birde Milletin ızdırabından aldığımdır.

SEVDİĞİM BEĞENDİĞİM ŞUARALAR

Aklımda kaldığına ve geldiğine göre Nabi Fuzuli “AÇIN KAPILARI OSMAN GELİYOR VE BU ANA KADAR BÜTÜN DERDİ KEDERİ ELEMİ İKİ İSMETTEN ÇEKTİM, BİRİSİ ZÜRRİYETİMDEN ETTİ BİRİSİDE HÜRRİYETİMDEN ETTİ ve Milletvekili olduğunda Kıravat kullanmak adeti olmadığı için asla kıravat takmadan meclise gelince samim olduğu vekiller Ağabeğ kıravay tak derler asla takmam dese de israrla illada kıravat tak dediklerinde çarnaçar evet takayım der. Sevinirler yarın kıravatla gelecek diye çünkü söz verdi ya. Ertesi gün geldiğinde bakarlar yine boynunda kıravat yok. Derler ağabeğ söz verdin takacağım diye neden takmadın? dediklerinde Pantolonuna kemer olarak taktığı kıravatı göstererek işte takdım görüyorsunuz der. Ağabey boynuna takmamışsın derler Boynuma takacağım demedim ki. takacağım dedim ve işte takdım” diye SERDENGEÇTİ,

BAĞRI YANIK OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ,

ÜMMETİ MUHAMMEDE GÖKLERDEN GELİR HABER /

HİÇ GÜZEL OLMASAYDI ÖLÜRMÜYDÜ PEYGAMBER” (Sallellâhu Tealâ Aleyhi ve Sellem) diyen: Necip Fasıl KISAKÜREK,

“TÜRKÜLER VAR BAŞI BELDEN AŞAĞI /

ÇALMAYAN RADYONUN PİLİ CENNETLİK /

KÂFİR MEYVE İNMEZ DALDAN AŞAĞI /

YOKSULUN YAKTIĞI ÇALI CENNETLİK……” demek düsturuyla şuaralara kılavuz olan Abdürrahim KARAKOÇ Ağabeğim Şenlik, Sümmani , Seyrani hicrani Ercişli ve Erzurumlu Emrahlar Çobanoğlu Mahzuni Şerif Ahmet Poyrazoğlu Daimi Nesimi Hayaloğlu Dertli Polat Mahcubi Mahbub Haruni ve daha nicelerini severim hiç kimse ile bu hususta alış verişimiz olmamıştır.

Okuyucu muhtermlerden dileğim. “İKRA’ Ellâh’ın Celle Celâlihu İlk emridir bu okuyun ama her şeyi de olkumayın çünkü insan “ÇOK CAHİL ÇOK ZALİM ÇOK NANKÖRDÜR” buyuran Rabbül Alemindir, İnsanın okuğu şeyin tesirinde kaldığı hakikattir İYTİ; DOĞRU; GÜZEL olanı oku Bunlar asliyetine kavuşturur Bunların olabilmesi için Amentüye iman edip yaşamakla mümkündür Önce,,. Allaha itaat Sonra Ana-Babaya itaati vadeder Yaratan Ananın bedduası pek tesir etmez ama Babanın ki ile Ellah arasında perde yoktur, Direkt kabul olunur.

 

FERMANDIR DEYÛ YAZILMIŞ

Ervahı ezelde Âdem oğluna
Ders veren KURÂN’ dır deyû yazılmış
İttiba ederken ELLÂH yoluna
Rehberi FURKAN’ dır deyû yazılmış

Memnuya teveccüh nefse zulümdür
Lânetullâh senaryosu filimdir
Müstakimden saptırılmak ölümdür
Ahdinde durmandır deyû yazılmış

Zülfikar ol hevâi hevesine
Kulak ver Şehidin ulvî sesine
Aldanma aslanın kükremesine
Hayır-Şer fermandır deyû yazılmış

Ehl i hakikati yormamasına
Engel çok menzile varmamasına?
Lânetli İblisin vurmamasına
BİSMİLLÂH dermandır deyû yazılmış

Babı zarafetten girsinler deyû
Firdevsi âlâya varsınlar deyû
Cemâl-i İlâhi görsünler deyû
Divana varmandır deyû yazılmış

Uyku küçük ölüm istersen uyu
Yusûf’ a sığınak kuyunun suyu (a.s)
Bugün ELLÂH içün ne yaptın deyû
Nefsine sormandır deyû yazılmış…

 

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Es-Selâmü Aleyküm ve Rahmetullâhi ve Berakâtühû. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

MEHMET İSLAMİ: Ve Aleyküm Selâm, ehlen ve sehlen mücahid Mahmudum. 1942 yılında Anadolu’da doğdum. 12 yaşında, yani 1954 yılında ilkokula başladım. 1958-1959 ders yılı döneminde pekiyi dereceyle mezun oldum. Fakir bir köylü çocuğuydum. Dağda mal güderken devamlı Karacaoğlan, Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Âşık Ömer, Köroğlu ve daha nice âşıkların eserlerini okuyup öğreniyordum. İlahi bir lütuf ile şiir yazmaya başlayan biçare bir kulum.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Ne zamandır yazıyorsunuz?

MEHMET İSLAMİ: Yazmaya ne zaman başladığımı kesin bir tarihle ifade edemem. Ancak çocukluk ve gençlik yıllarımdan itibaren şiire ve edebiyata büyük bir ilgi duydum. Okuduğum âşıkların eserleri gönül dünyamda derin izler bıraktı. İlahi bir lütuf olarak şiir yazmaya başladım ve bugüne kadar devam ettim.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Yazmanızdaki en büyük etken nedir?

MEHMET İSLAMİ: Yazmamdaki en büyük etken; millî mukadderatımız, millî mefahirlerimizin inkisarı ve milletimizin yaşadığı ızdıraplardır. Milletimin derdi benim derdimdir. Gördüğüm, hissettiğim ve gönlümde taşıdığım meseleleri şiirle ifade etmeye çalışıyorum.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Yazarken çektiğiniz en büyük zorluklar nelerdir?

MEHMET İSLAMİ: Yazarken herhangi bir nahoşlukla karşılaşmadım. Yazmaya başlayınca sanki yazacağım her şey önümde hazır duruyor gibi hissederim. Oradan okur, oradan yazarım. Şiir kendiliğinden akıp gider.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Kitaplarınız hangi yaş grubuna hitap ediyor?

MEHMET İSLAMİ: Kitaplarım umuma hitap ediyor. Her yaştan insanın okuyabileceği eserlerdir. Allah razı olsun, İslam filozofu olarak gördüğüm ve bildiğim Profesör Mehmet Doğan Silleli Hocanın tasnifiyle iki kitabım yayımlandı. Bunlar “Birden Bire” ve “Kan ve İmza” adlı eserlerdir. Kitaplarım internette de bulunmaktadır.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Şiirlerinizde belli bir yaş grubu var mı?

MEHMET İSLAMİ: Hayır, şiirlerimde belirli bir yaş grubu yoktur. Şiirlerimin herkes tarafından okunmasını ve anlaşılmasını isterim. Çünkü şiirin konusu insansa, bütün insanlara hitap etmelidir.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Yazarken ilham aldığınız şeyler nelerdir?

MEHMET İSLAMİ: İlhamımı millî mukadderatımızdan, millî mefahirlerimizin inkisarından ve milletimizin ızdırabından alıyorum. Milletin yaşadığı sevinçler, acılar, sıkıntılar ve değerler benim şiir dünyamı besleyen en önemli kaynaklardır.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Beğendiğiniz şair ve yazarlar kimlerdir?

MEHMET İSLAMİ: Aklımda kaldığı ve hatırladığım kadarıyla Nabi, Fuzuli, Osman Yüksel Serdengeçti, Necip Fazıl Kısakürek ve Abdurrahim Karakoç ağabeyim başta olmak üzere birçok şairi sever ve beğenirim.
Osman Yüksel Serdengeçti’nin hayatından ve mizahi yönünden bazı hatıralar da benim için önemlidir. “Açın kapıları Osman geliyor” anlayışıyla tanınan Serdengeçti’nin özgürlüğüne ve karakterine düşkünlüğü dikkat çekicidir.
Necip Fazıl Kısakürek’in, Peygamber Efendimiz’e (Sallallahu Teâlâ Aleyhi ve Sellem) olan sevgisini ifade eden sözleri de gönlümüzde ayrı bir yere sahiptir.
Abdürrahim Karakoç ağabeyimin ise özellikle halkın meselelerini ve toplumun gerçeklerini dile getiren şiirlerini çok severim.
Bunların yanında Şenlik, Sümmani, Seyrani, Hicrani, Ercişli Emrah, Erzurumlu Emrah, Çobanoğlu, Mahzuni Şerif, Ahmet Poyrazoğlu, Daimi, Nesimi, Hayaloğlu, Dertli, Polat, Mahcubi, Mahbub, Haruni ve daha nice şair ve âşıkları severim.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Yazarken görüş alışverişinde bulunduğunuz kişiler oluyor mu?

MEHMET İSLAMİ: Hayır, bu hususta hiç kimseyle özel bir görüş alışverişimiz olmadı. Yazdıklarımı daha çok kendi gönül dünyamdan, birikimlerimden ve yaşadıklarımdan hareketle kaleme alıyorum.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Son olarak okurlarınıza ne söylemek istersiniz?

MEHMET İSLAMİ: Muhterem okuyucularımdan dileğim şudur: “İkra”, Allah’ın Celle Celâlühû ilk emridir. Yani okuyun. Fakat her şeyi de okumayın.
Rabbülâlemîn, insanın “çok cahil, çok zalim ve çok nankör” olabileceğini bildirir. İnsan okuduğu şeylerin tesirinde kalabilir. Bu nedenle iyi, doğru ve güzel olanı okuyun.
Bunlar insanı asliyetine kavuşturur. Bunun gerçekleşebilmesi ise Amentü’ye iman etmek ve onu yaşayabilmekle mümkündür.
Önce Allah’a itaat, sonra anne ve babaya itaat gerekir. Anne ve babanın gönlünü hoş tutmak, onların duasını almak insan için büyük bir nimettir.
Bütün okuyucularımıza tavsiyem; doğruyu, güzeli, iyiyi ve insanı hakikate ulaştıracak eserleri okumalarıdır.

MAHMUT ÇİÇEKDAĞI: Değerli görüşleriniz ve samimi cevaplarınız için teşekkür ediyorum.

MEHMET İSLAMİ: Ben teşekkür ederim. Allah hepimizden razı olsun. Es-Selâmü Aleyküm ve Rahmetullâhi ve Berakâtühû.

 

 

İlgili Terimler :

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.