BİR ÖMRÜN, ŞİİRE DÖNÜŞEN HİKÂYESİ: OZAN ÜLKER AYGÜN

29.09.2026

Kişi Okumuş

0 Yorum

BİR ÖMRÜN, ŞİİRE DÖNÜŞEN HİKÂYESİ: OZAN ÜLKER AYGÜN

 

BİR ÖMRÜN ŞİİRE DÖNÜŞEN HİKÂYESİ
OZAN ÜLKER AYGÜN
KÖYDEN TOROSLARA, TOROSLARDAN TÜRKİYE’YE UZANAN BİR KALEM

Bazı insanlar hayatı yaşar, bazıları ise yaşadıklarını kelimelere dönüştürerek gelecek kuşaklara bırakır.
Ozan Ülker Aygün, ömrünü şiire, edebiyata ve Anadolu’nun kültürel hafızasına adamış isimlerden biridir.
Onun hikâyesi 1961 yılında Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Aydoğmuş Köyü’nde başladı. Anadolu’nun sade ve samimi ortamında geçen çocukluk yılları, ileride şekillenecek sanat dünyasının da ilk izlerini taşıyordu.
Köy hayatı, insan ilişkileri, doğa, gelenekler, sevinçler, acılar ve özlemler; zamanla Aygün’ün şiirlerinde yeniden hayat bulacaktı.

 

BİR ÖĞRETMENİN TEŞVİKİYLE BAŞLAYAN YOLCULUK

Şiire ilk adımlarını ortaokul yıllarında atan Aygün’ün hayatında Türkçe öğretmeninin teşviki önemli bir yer tuttu.
1975 yılında tarih konulu şiir yarışmasında kazandığı birincilik, genç Ülker’in önüne yeni bir yol açtı.
O yıllarda yazdığı şiirler ve doğduğu köyü anlatan mektuplarını TRT’ye göndermeye başladı.
Bir öğrencinin kaleminden çıkan bu çalışmalar, zaman içerisinde Anadolu’nun insanını ve hayatını anlatan uzun soluklu bir sanat yolculuğuna dönüştü.
Şiir artık onun için yalnızca bir uğraş değil, hayatı ifade etme biçimiydi.

 

BİRİNCİLİKTEN YARIM ASRA UZANAN SANAT YOLU

1985 yılı, Aygün’ün sanat hayatında ayrı bir yere sahiptir.
Ankara’da Gülpınar Dergisi tarafından düzenlenen 1985 Gençlik Yılı Şiir Yarışması’nda Türkiye birinciliği elde etti.
Bu ödülün ardından şiir çalışmalarını daha geniş bir alana taşıyan Aygün, çeşitli şiir yarışmalarında farklı derecelerde ödüller kazandı.
Fakat onun sanat yolculuğunu yalnızca ödüllerle anlatmak mümkün değildir.
Çünkü yarım asra yaklaşan bu serüvenin asıl değeri, yıllar boyunca şiirden hiç kopmamasında ve farklı türlerde üretmeye devam etmesindedir.

 

BİR OZANIN DÜNYASINDA ANADOLU

Ülker Aygün’ün eserlerinde Anadolu’nun izlerini görmek mümkündür.
Bir köy yolu, gurbetten dönen bir insan, memleket özlemi, vatan sevgisi, geçmişte kalan bir hatıra veya insanın iç dünyasında sakladığı bir duygu; onun kaleminde şiire dönüşür.
Toroslar ise bu şiir dünyasının önemli sembollerinden biridir.
Torosların coğrafyası yalnızca bir mekân değil, aynı zamanda onun için kültürün, geçmişin ve Anadolu insanının ruhunun taşıyıcısıdır.
Bu nedenle eserlerinde toprakla insan, geçmişle bugün ve hatıralarla gelecek arasında güçlü bağlar kurulur.

 

“ŞAİR, YAŞADIĞI TOPRAĞIN HAFIZASIDIR”

Aygün’ün sanat anlayışında şairin toplumdaki yeri yalnızca şiir yazmakla sınırlı değildir.
Ona göre şair, ozan ve yazar; yaşadığı coğrafyanın kültürel hafızasını taşıyan kişidir.
Bu düşüncesini şu sözlerle ifade eder:
“Şairler, ozanlar, yazarlar yaşadığı toprakların hafızasıdır. Tarihi, kültürü, medeniyet taşlarıdır.”
Bu bakış açısı, onun eserlerinde Anadolu’nun geleneklerine, insanına ve geçmişine neden bu kadar geniş yer verdiğini de ortaya koymaktadır.

 

ŞİİRİN SESİ TÜRKÜYE KARIŞTI

Aygün’ün sanat hayatının önemli özelliklerinden biri, şiirlerinin müzikle buluşmasıdır.
Kendi ifadesine göre 40 şiirinin bestesi kendisine ait olup 300’ün üzerinde şiiri farklı bestekârlar tarafından bestelenmiştir.
TRT repertuvarında da kendisine ait iki şiir müzik eseri olarak yer almaktadır.
Böylece onun bazı mısraları yalnızca kitap sayfalarında kalmamış; ezgiye, sese ve türküye dönüşerek dinleyicilerle buluşmuştur.
Bu yönüyle Aygün’ün sanatında şiir ile halk müziği arasında doğal bir köprü oluşmuştur.

 

KALEMİNİN ARDINDA BİRİKEN ESERLER

Yıllar boyunca şiirin yanı sıra hikâye, deneme, araştırma ve derleme çalışmaları da yapan Aygün’ün farklı türlerde eserleri bulunmaktadır.
Önce Vatan, Tülü Bisiklet Koca Oluk, TRT Radyolarına Mektuplar, Güldestem ve Hasret, Gurbet ve Sıla, Gülüm, Toroslardan Geliyorum, Türkiye’m ve Gönül Dilinden Şiirler başlıca çalışmaları arasında yer almaktadır.
Şiirleri ve hikâyeleri çeşitli gazete, dergi ve antolojilerde yayımlanan Aygün, Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi’nde de yer almıştır.
Ayrıca “Bir Şehit Bir Öykü, Bir Şiir” projelerinde şiir ve hikâyeleriyle katkı sunmuştur.

 

ŞİİRİN ANLAMI

Ülker Aygün için şiir, insanın içinde taşıdığı görünmeyen dünyayı görünür hâle getiren bir sanattır.
Bu düşüncesini şöyle ifade eder:
“Şiir manevi dünyanızın bir fotokopisi gibidir. O fotokopinin silik ya da canlı görünmesi, şairin kaleminin gücüyle ispatlanır.”
Bu söz, aslında onun şiir anlayışının özünü ortaya koyar.
Şiir onun için gösterişten önce samimiyettir.
Kelime kalabalığından önce duygudur.
Ve her şeyden önce insanın kendi gönlüyle kurduğu bağdır.

 

EĞİTİMDEN HAYATA, HAYATTAN EDEBİYATA

Aygün, Aydoğmuş İlköğretim Okulu’nun ardından Isparta Şehit Ali İhsan Kalmaz Lisesi Matematik Bölümü’nde eğitim gördü. Daha sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümü’nü tamamladı.
Ancak onun eğitim hayatının en büyük bölümünü hayatın kendisi oluşturdu.
Anadolu insanını tanımak, farklı şehirleri görmek, insan hikâyelerine tanıklık etmek ve yıllar boyunca edebiyatın içinde kalmak; onun sanat dünyasını şekillendiren önemli deneyimler oldu.

 

50 YILIN ÖZETİ: BİR KALEM, BİR GÖNÜL

1975 yılında başlayan şiir yolculuğu, bugün yaklaşık 50 yıllık bir sanat birikimine dönüşmüş durumda.
Bu süreçte şiirler yazıldı, kitaplar yayımlandı, hikâyeler kaleme alındı, araştırmalar yapıldı, mektuplar yazıldı, yarışmalara katılındı, ödüller kazanıldı ve yüzlerce şiir bestelerle buluştu.
Fakat bütün bunların ötesinde bir gerçek var:
Ülker Aygün, yarım asra yaklaşan sanat hayatı boyunca şiiri bırakmadı.
Çünkü onun için şiir, belirli bir yaşta başlayıp sona erecek bir uğraş değil; ömür boyunca taşınacak bir gönül yüküdür.

 

BUGÜNDEN GELECEĞE

Bugün İLESAM ve MESAM üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Ozan Ülker Aygün, yılların birikimini şiir ve edebiyat yoluyla geleceğe aktarmaya devam ediyor.
Aydoğmuş Köyü’nde başlayan hikâye, zaman içerisinde Türkiye’nin farklı şehirlerine, dergilerine, gazetelerine, radyo programlarına, kitaplarına ve bestelerine ulaştı.
Bu hikâyenin içinde yalnızca bir ozanın hayatı değil, aynı zamanda Anadolu’nun değişen yıllarına tutulmuş bir edebiyat aynası da bulunmaktadır.

 

SONSUZA UZANAN MISRALAR

Bir insanın sanat hayatını 50 yıl boyunca sürdürebilmesi, yalnızca üretmekle değil, inandığı değere bağlı kalmakla mümkündür.
Ülker Aygün’ün yarım asırlık sanat serüveninin temelinde de bu bağlılık vardır.
Toprağa bağlılık…
Anadolu’ya bağlılık…
İnsana bağlılık…
Ve en önemlisi şiire bağlılık…
Aydoğmuş’tan yükselen bir çocuk sesinin yıllar içerisinde ozanlığın ve edebiyatın sesine dönüşmesi, Ülker Aygün’ün sanat hikâyesinin en anlamlı taraflarından biridir.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, yaklaşık 50 yıllık bu yolculukta yüzlerce şiirin, kitapların, hikâyelerin, bestelerin ve hatıraların izleri görülmektedir.
Fakat belki de bütün bu uzun yolculuğu anlatan en kısa cümle şudur:
Bir ömür geçti, şiir kaldı.
Ve Ozan Ülker Aygün’ün kaleminden yükselen her mısra, Anadolu’nun dününden bugüne ve bugünden yarına uzanan o büyük gönül yolculuğunun bir parçası olmaya devam ediyor.

 

AY BENİM VATANIM KURBAN OLDUĞUM

Türklüğüm şerefim, alın yazımdır
Bu dağlar, yaylalar benim özümdür
Gönül ikliminde telli sazımdır
Ay benim vatanım kurban olduğum.

Mavi göklerinden hürriyet akar
Bülbülü, gülleri türküler yakar.
Toprakta çalışır terini döker,
Ay benim vatanım kurban olduğum.

Torosların yeli serince eser.
Cebel Sultan kuzey rüzgârın keser.
Danişmend yokuşu hep sisler basar
Ay benim vatanım kurban olduğum.

Hasrettir yürekte gözlerde keder
Turnalar süzülür göç eder gider.
Çobanlar kırlarda sürüyü güder
Ay benim vatanım kurban olduğum.

Ayyıldız bakışlı kara gözlerim
Ozan ÜLKER dilde kalsın sözlerim.
Seninle güzeldir bahar, yazlarım
Ay benim vatanım kurban olduğum.

ÜLKER AYGÜN

*

 

Mahmut Çiçekdağı: Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ozan Ülker Aygün: 1961 yılında Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Aydoğmuş Köyü’nde doğdum. Aydoğmuş İlköğretim Okulunu, Isparta Şehit Ali İhsan Kalmaz Lisesi Matematik Bölümünü bitirdim. Daha sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümünden mezun oldum.
Şiir, hikâye, deneme ve araştırma alanlarında çalışmalarımı sürdürüyorum. Yaklaşık 50 yıllık sanat hayatım boyunca Anadolu’nun kültürel birikimini, insanımızın yaşantısını ve milli değerlerimizi eserlerime yansıtmaya çalıştım.

Mahmut Çiçekdağı: Ne zamandır yazıyorsunuz?

Ozan Ülker Aygün: Şiir ve yazı hayatıma ortaokul yıllarında başladım. Türkçe öğretmenimin teşvikiyle şiir yazmaya başladım. 1975 yılında ortaokulda düzenlenen tarih konulu şiir yarışmasında birinci oldum. Bu başarı benim için önemli bir dönüm noktasıydı.
O günden bugüne şiir ve edebiyata olan ilgim hiç azalmadı. 1975 yılından bu yana yaklaşık 50 yıldır yazmaya devam ediyorum.

Mahmut Çiçekdağı: Yazmanızdaki en büyük etken nedir?

Ozan Ülker Aygün: Yazmamın en büyük etkenleri çevrem, vatanımız, bayrağımız, Anadolu’nun has yaşantısı, milli ve kültürel değerlerimizdir. Ayrıca saha alanında yaptığım araştırmalar da yazılarım için önemli bir kaynak oluşturmaktadır.
Anadolu insanının hayatını, yaşantısını ve kültürel zenginliğini gözlemlemek benim için büyük bir ilham kaynağıdır.

Mahmut Çiçekdağı: Yazarken çektiğiniz en büyük zorluklar nelerdir?

Ozan Ülker Aygün: Aslında yazarken beni zorlayan herhangi bir etken olmadı. Ailem her zaman bana destek verdi. Özellikle rahmetli babam Koreli Ramazan Aygün, yazarlık ve sanat hayatımda bana büyük destek olmuştur.
İlk yazdığım şiirleri ve çalışmalarımı önce babama okurdum. Onun desteği ve teşviki benim için çok kıymetliydi.

Mahmut Çiçekdağı: Kitaplarınız hangi yaş grubuna hitap ediyor?

Ozan Ülker Aygün: Kitaplarım daha çok yetişkin yaş grubuna hitap ediyor. Bununla birlikte çocuklar için yazdığım hikâyelerim ve masal çalışmalarım da bulunmaktadır.
Amacım, farklı yaş gruplarından insanların eserlerim aracılığıyla kendilerinden, hayatlarından ve kültürlerinden bir şeyler bulabilmeleridir.

Mahmut Çiçekdağı: Şiirlerinizde belli bir yaş grubu var mı?

Ozan Ülker Aygün: Hayır, şiirlerimde belirli bir yaş grubu yoktur. Her yaş grubuna hitap eden şiirlerim ve hikâyelerim bulunmaktadır.
Şiirin yaş sınırı olmadığına inanıyorum. Önemli olan şiirin insanın gönlüne dokunabilmesidir.

Mahmut Çiçekdağı: Yazarken ilham aldığınız şeyler nelerdir?

Ozan Ülker Aygün: İlham aldığım en önemli konular insanların hayatları ve Anadolu insanının yaşantılarıdır. Bunun yanında vatan, bayrak ve Türk-Turan ülküsü de her zaman önemli ilham kaynaklarım arasında yer almıştır.
Yaşadığım coğrafyanın kültürü, insanlarımızın hayatları ve geçmişten günümüze taşıdığımız milli değerler, kalemimin beslenmesini sağlayan en önemli unsurlardır.
Mahmut Çiçekdağı: Beğendiğiniz şair ve yazarlar kimlerdir?

Ozan Ülker Aygün: Anadolu erenlerini ve ozanlarını büyük bir ilgiyle okurum. Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan ve Dadaloğlu benim için önemli isimlerdir.
Yeni dönem şairlerinden de Abdurrahim Karakoç ve Halil Soyuer’i beğenerek okurum. Bunun yanında bütün şairlerimizi ve ozanlarımızı okumaya, onların eserlerinden faydalanmaya çalışıyorum.

Mahmut Çiçekdağı: Yazarken görüş alışverişinde bulunduğunuz kişiler oluyor mu?

Ozan Ülker Aygün: Yazarken düzenli olarak görüş alışverişinde bulunduğum biri olmadı. Ancak önceki yıllarda yazdıklarımı ilk olarak rahmetli babama okurdum.
Günümüzde ise yazdıklarımı öncelikle sosyal medyada paylaşıyorum. Sosyal medya sayesinde eserlerimi daha geniş bir kitleye ulaştırma imkânı buluyorum.

Mahmut Çiçekdağı: 50 yıllık sanat serüveninizden biraz söz eder misiniz?

Ozan Ülker Aygün: 50 yıllık sanat hayatımda şiir, hikâye, deneme ve araştırma alanlarında çok sayıda çalışma yaptım. 1975 yılından itibaren TRT’ye gönderdiğim şiirlerim ve köyümün tanıtımıyla ilgili mektuplarımın radyolarda okunmasıyla kendimi ifade etmeye başladım.

1985 yılında Ankara’da Gülpınar Dergisinin düzenlediği “1985 Gençlik Yılı Şiiri” yarışmasında Türkiye birinciliği ödülünü kazandım. Daha sonraki yıllarda çeşitli illerde düzenlenen şiir yarışmalarında birincilik, ikincilik, üçüncülük ve mansiyon ödülleri aldım.

Şiir ve hikâyelerim çeşitli gazete, dergi ve antolojilerde yayımlandı. Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi’nde ve “Bir Şehit Bir Öykü, Bir Şiir” projelerinde şiir ve hikâyelerimle yer aldım.

Yaklaşık 40 şiirimin bestesi kendime aittir. 300’ü aşkın şiirim çeşitli bestekârlar tarafından bestelenmiştir. TRT repertuvarında da iki şiirim müzik eseri olarak yer almaktadır. İLESAM ve MESAM üyesiyim.

 

 

 

İlgili Terimler :

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.