HEMBERİCE KELÂMLARIN ŞAİRİ LEYLA KOÇAK ORUÇ: “KADIN OLMA BİLİNCİYLE, KENDİ KİŞİLİĞİMİ ZEDELEMEDEN YAZDIM”

08.09.2026

Kişi Okumuş

0 Yorum

HEMBERİCE KELÂMLARIN ŞAİRİ LEYLA KOÇAK ORUÇ: “KADIN OLMA BİLİNCİYLE, KENDİ KİŞİLİĞİMİ ZEDELEMEDEN YAZDIM”

 

HEMBERİCE KELÂMLARIN ŞAİRİ LEYLA KOÇAK ORUÇ: “KADIN OLMA BİLİNCİYLE, KENDİ KİŞİLİĞİMİ ZEDELEMEDEN YAZDIM”

Anadolu’nun köklü söz geleneğinden tasavvufun derinliğine uzanan bir şiir yolculuğu

Türk şiirinin en güçlü damarlarından biri, kuşaktan kuşağa aktarılan Anadolu söz geleneğidir. Ozanların sazıyla, âşıkların diliyle, dervişlerin nefesiyle yüzyıllardır yaşayan bu gelenek, günümüzde de farklı kalemlerde kendine yeni yollar açmaya devam ediyor. İşte bu yolculuğun çağdaş temsilcilerinden biri de şair ve yazar Leyla Koçak Oruç.

1963 yılında Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesine bağlı Pınarhüyük (Fanfas) köyünde, Salman ve Elif Koçak’ın evladı olarak dünyaya gelen Leyla Koçak Oruç, sekiz kardeşten biri olarak Anadolu’nun kültürel atmosferi içerisinde yetişti. Çocukluk yıllarından itibaren şiire, özellikle Anadolu ozanlarına ve Türk kültürüne duyduğu ilgi, ilerleyen yıllarda onun sanat hayatının temel taşlarından biri oldu.

Eğitim hayatı farklı şehirlerde şekillenen Oruç, ilkokulu Antakya-Hatay Reyhanlı’da, ortaokulu Kahramanmaraş Çağlayancerit’te, liseyi ise Siirt Pervari’de tamamladı. Üniversite yıllarında hayatının yönünü değiştiren bir evlilik gerçekleştirdi ve Almanya’ya gitti. Tam 22 yıl Almanya’da yaşayan Leyla Koçak Oruç, daha sonra Türkiye’ye dönerek Mersin’e yerleşti.

Ancak ülkeden uzak kalmak, onun Anadolu ile kurduğu gönül bağını hiçbir zaman koparmadı. Tam tersine, uzaklık; memleket, özlem, insan, aşk, ayrılık ve aidiyet duygularının şiir dünyasında daha güçlü biçimde karşılık bulmasına vesile oldu.

“Şiir, insan düşüncesinin ve ruhunun dilidir”

Leyla Koçak Oruç’un şiir anlayışının merkezinde insan ve insanın iç dünyası bulunuyor. Onun dizelerinde aşk kadar özlem, ayrılık kadar arayış, dünya kadar manevi âlem de kendisine yer buluyor.

Şair, kendi sanat anlayışını anlatırken kitaplarının ve şiirlerinin iç dünyasındaki duyguların dışa vurumu olduğunu ifade ediyor:
“Kişisel ve içe dönük duygularımın adeta kaleme çağlamasıdır. İnsan düşüncesinin ve ruhunun dilidir kitaplarım.”

Bu sözler, Oruç’un şiire yalnızca bir edebî uğraş olarak bakmadığını gösteriyor. Onun için şiir, iç dünyada biriken duyguların kelimeler aracılığıyla görünür hâle gelmesi.

Şairin şiirlerinde tasavvufi düşüncenin izleri de dikkat çekiyor. Kendi ifadesiyle şiirleri, Tanrı ile arasındaki perdelerin kalktığı, yücelik karşısında kalemin eğildiği ve insanın öze duyduğu hayranlığın dile geldiği dizelerden oluşuyor.

Aşk, özlem ve ayrılık gibi evrensel duyguları lirik ve epik anlatımlarla ele alan Oruç, tasavvufi söyleyişin imkânlarından da yararlanıyor. Böylece bireysel duygularla manevi arayışı aynı şiir dünyasında buluşturuyor.

Şiirde 25 yıllık emek

Yaklaşık 25 yıldır şiir yazan Leyla Koçak Oruç’un sanat yolculuğunda Anadolu ozanlarının önemli bir yeri bulunuyor. Küçük yaşlardan itibaren ilgi duyduğu ozanların söz dünyası, onun şiir anlayışının gelişmesinde etkili olmuş.

Oruç, şiir yolculuğunu özellikle hece ölçüsü üzerinden sürdürmeye devam ediyor. Gelenekten beslenirken kendi sesini oluşturmayı önemseyen şair, kadın kimliğinin bilincini de şiirlerinde korumaya çalıştığını belirtiyor.

“Kadın olma bilinciyle kendi kişiliğimi yok saymadan, zedelemeden yazmaya çalıştım.”

Bu yaklaşım, onun şiirlerinde kadın duyarlılığının, bireysel kimliğin ve insanın kendi iç dünyasını koruma çabasının önemli bir yer tuttuğunu ortaya koyuyor.

“Bir Leyla”dan “İki Hece”ye

Leyla Koçak Oruç’un şiir serüvenindeki önemli dönüm noktalarından biri 2019 yılında yayımlanan “Bir Leyla” adlı kitabı oldu. Şair, bu çalışmasının ardından 2023 yılında ikinci kitabı “İki Hece”yi okuyucuyla buluşturdu.

İki kitap, Oruç’un yıllar içerisinde biriktirdiği şiir dünyasının önemli durakları olarak öne çıkıyor. Şairin bireysel duyarlılıkları, aşkı, özlemi, ayrılığı ve tasavvufi arayışları, eserlerinde farklı biçimlerde okuyucuya ulaşıyor.

Kitaplarının yanı sıra şiirleri çok sayıda antoloji çalışmasında da yayımlandı. Türkiye’de 12 antoloji kitabında, Azerbaycan’da ise en az 20 antoloji kitabında şiirleri yer aldı.

Oruç’un şiirleri yalnızca kitaplarla sınırlı kalmadı. Azerbaycan’da çeşitli gazete ve internet sitelerinde, sosyal medya şiir ve edebiyat gruplarında da şiirleri yayımlandı. Böylece şairin kaleminden çıkan dizeler, Türkiye sınırlarının dışına taşarak farklı coğrafyalardaki şiir okurlarına ulaştı.
Azerbaycan’dan Türkiye’ye uzanan şiir köprüsü

Leyla Koçak Oruç’un şiir dünyasında Azerbaycan’ın özel bir yeri bulunuyor. Şiirlerinin Azerbaycan’daki antoloji çalışmalarında, gazete ve internet sitelerinde yayımlanması, onun şiirinin Türk dünyası içerisindeki dolaşımını da güçlendirdi.

Şiir, sınırları aşan bir sanat dalı. Aynı dili ve kültürel mirası paylaşan Anadolu ile Azerbaycan arasında ise şiirin çok özel bir köprü oluşturduğu biliniyor. Oruç’un eserlerinin Azerbaycan’daki edebiyat çevrelerinde yer bulması da bu ortak söz ve kültür mirasının günümüzdeki yansımalarından biri olarak değerlendirilebilir.

Şairin şiirleri ayrıca Antoloji.com ve Edebiyat Defteri.com gibi edebiyat platformlarında da okuyucularla buluştu.

Şiir FM’de “Ayın Şairi”

Leyla Koçak Oruç’un şiirleri farklı mecralarda yalnızca okunmakla kalmadı, seslendirildi ve bestelenerek müzik dünyasına da taşındı.
Şiir FM’de “Ayın Şairi” seçilen Oruç’un şiirlerinin tamamına yakını, farklı ve özel sesler tarafından seslendirildi. Bu durum, yazılı bir şiirin okuyucudan dinleyiciye ulaşarak başka bir sanat alanında yeniden hayat bulmasının güzel örneklerinden birini oluşturdu.

Şairin eserleri bununla da sınırlı kalmadı. Değerli bestekârlar tarafından şiirleri bestelendi. Yaklaşık 35 bestelenmiş eserin güftekârı olan Leyla Koçak Oruç, böylece şiir ile müzik arasındaki güçlü bağı kendi eserleri üzerinden de kurmuş oldu.

Bir şiirin bestelenmesi, şairin kelimelerle kurduğu dünyanın bir başka sanatçı tarafından ezgiye dönüştürülmesi anlamına geliyor. Oruç’un şiirlerinin bestelenmesi de onun dizelerindeki duygu ve ritmin müzikal anlatıma uygunluğunu ortaya koyan önemli bir sanat yolculuğu.

TRT Çukurova Radyosu’nda şiirin sesi

Leyla Koçak Oruç, edebiyat dünyasındaki çalışmalarının yanı sıra radyo programlarının da konuğu oldu. TRT Çukurova Radyosu’nda çeşitli programlara konuk olarak şiir anlayışını, edebiyat yolculuğunu ve eserlerini dinleyicilerle paylaşma fırsatı buldu.

Radyo, özellikle şiir ve söz sanatları açısından önemli bir iletişim alanı. Şairin kendi sesinden düşüncelerini anlatması, şiirlerinin farklı bir atmosferde dinleyiciye ulaşmasını sağlıyor.

“Şiraz”: Tasavvufi şiirin güçlü bir örneği

Leyla Koçak Oruç’un paylaştığı “Şiraz” adlı şiir, onun tasavvufi şiir anlayışını anlamak açısından dikkat çekici örneklerden biri.
Şiirde “Kırklar”, “mürşit”, “Hak”, “mey”, “cennet-i âlâ”, “birlik cemi” gibi tasavvufi ve geleneksel kültür içerisinde güçlü çağrışımları bulunan kavramlar kullanılıyor. Şair, bu kavramları yalnızca birer kelime olarak değil, manevi bir yolculuğun parçaları olarak ele alıyor.

Şiirin ilk dizeleri şöyle başlıyor:

“Kırklar kadehine nazar eyledim,
Yüzüm turap ettim, kaldım sultanım.
Bir zaman kelâmı hü-zar söyledim,
Mürşidin meyine daldım sultanım.”

Burada şairin geleneksel tasavvuf söyleyişinden yararlandığı görülüyor. “Turap olmak”, “mürşit”, “mey”, “Kırklar” gibi ifadeler şiire tarihsel ve kültürel bir derinlik kazandırıyor.

Şiirin ilerleyen bölümlerinde ise aşkın insanı dönüştüren yönü öne çıkıyor:

“Benim gibi dertli var mı cihanda?
Gönülden yaralı ahir nihanda,
Aşktan coş olup hü, mülkü dühanda,
Saf edip divanda öldüm sultanım.”

Bu dizelerde bireysel acı ile ilahi aşk arasında bir bağ kuruluyor. Şairin “dert”, “gönül”, “aşk” ve “Hü” kavramları üzerinden yaptığı anlatım, Anadolu tasavvuf şiirinin geleneksel sesini çağrıştırıyor.

Şiirin son bölümündeki söyleyiş de aynı manevi arayışı sürdürüyor:

“Aykız şiraz süzer kabı vermedi,
Bend oldu Mehpare tülün sermedi,
Hak yoluna koşan demde her merdi,
Medet Allah ya hü, bildi sultanım.”

“Şiraz” bu yönüyle yalnızca bir şiir değil, şairin gelenekle kurduğu bağın da bir yansıması olarak okunabilir.

Kadın şair kimliğiyle kendi sesini arıyor

Leyla Koçak Oruç’un edebiyat anlayışında kadın olma bilinci önemli bir yere sahip. Ancak bu bilinç, onun ifadesiyle kendi kişiliğini yok saymadan ve zedelemeden var olma çabasıyla birlikte değerlendiriliyor.

Şairin şiirlerinde kadın; yalnızca aşkın veya özlemin anlatıcısı değil, kendi iç dünyası, düşüncesi, iradesi ve duygusal derinliği olan bir birey olarak karşımıza çıkıyor.

Bu nedenle Oruç’un şiir yolculuğu, bir yandan Anadolu şiir geleneğinin mirasını taşırken diğer yandan çağdaş kadın şair kimliğiyle kişisel bir ses oluşturma çabası olarak da değerlendirilebilir.

Hayali: Türk şiirinde iz bırakmak

Her şairin kelimelerle çıktığı yolculuğun bir hedefi vardır. Leyla Koçak Oruç’un en büyük hayali ise çok sevdiği Anadolu ozanları gibi Türk şiirinde kalıcı bir iz bırakabilmek.

Bu hedef, onun şiire yaklaşımındaki sürekliliği de açıklıyor. Yaklaşık çeyrek asırlık şiir birikiminin ardından hâlâ hece şiirini sürdürmesi, gelenekten kopmadan yeni şiirler üretmeye devam etmesi, onun edebiyata bağlılığının göstergelerinden biri.

Oruç için şiir, geçmişin sesini bugünün kelimeleriyle yeniden duyurabilmenin yollarından biri.

Anadolu’nun köylerinden başlayıp farklı şehirlerde devam eden eğitim hayatı, Almanya’da geçen 22 yıl, Türkiye’ye dönüş ve Mersin’de kurulan yeni hayat… Bütün bu yaşam durakları, şairin hafızasında farklı izler bıraktı. Şiir ise bu izlerin kelimelere dönüştüğü alan oldu.

Bir ömrün kelimelere sığan tarafı

Leyla Koçak Oruç’un hayat hikâyesine bakıldığında şiirin onun için yalnızca kitaplarda yer alan bir edebî tür olmadığı görülüyor. Şiir; çocuklukta başlayan bir merakın, yıllar içerisinde bir tutkuya dönüşmesinin hikâyesi.

Kahramanmaraş’tan Hatay’a, Çağlayancerit’ten Siirt Pervari’ye, Türkiye’den Almanya’ya ve yeniden Türkiye’ye uzanan yaşam yolculuğu, şairin dünyasında farklı coğrafyaların izlerini biriktirdi.

 

İlgili Terimler :

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.