Kelimelerin İzinde Bir Ömür: Remzi Özkan
01.09.2026
Kişi Okumuş
0 Yorum

Kelimelerin İzinde Bir Ömür: Remzi Özkan
Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı İverönü köyünde, 1 Temmuz 1969 tarihinde dünyaya gelen Remzi Özkan’ın edebiyat yolculuğu, Anadolu’nun sıcak ve samimi atmosferinde filizlenen bir kelime sevgisiyle başladı. Ortaokul yıllarında şiirle tanışan Özkan için kelimeler, zaman içerisinde yalnızca bir anlatım aracı değil; hayatın kendisini anlamlandırmanın, duyguları paylaşmanın ve insanlara ulaşmanın en güçlü yolu hâline geldi.
Çocukluk ve gençlik yıllarında başlayan şiir merakı, yıllar içerisinde kapsamlı bir edebiyat yolculuğuna dönüştü. Özkan, yalnızca şiirle yetinmeyerek roman, hikâye, araştırma ve çocuk edebiyatı gibi farklı alanlarda da eserler ortaya koydu. Kimi eserlerinde geleneksel şiirin güçlü damarlarından biri olan hece ölçüsünü yaşatırken, kimi zaman da serbest ölçünün sunduğu imkânlardan yararlanarak duygu ve düşüncelerini kâğıda aktardı.
Şiirlerinde zaman zaman “Nasîbi” mahlasını kullanan Özkan, kalemini hayatın farklı yönlerine açtı. Onun edebiyat anlayışında şiir, yalnızca mısralardan ibaret değildir. Şiir; insanın sevincini, hüznünü, özlemini, umudunu ve hayata dair söylemek istediklerini taşıyan bir gönül dilidir.
Özkan’ın sanat yolculuğunun bir başka önemli yönünü ise edebiyat ile müziği buluşturması oluşturuyor. Şiirlerinin bir bölümü bestelenirken, kendisi de çeşitli besteler yaparak kelimelerin müzikle buluşmasına katkı sağladı. Böylece şiirin yalnızca okunmakla kalmayıp ezgiyle, sesle ve duyguyla daha geniş kitlelere ulaşabileceğine inanan bir anlayışı benimsedi.
Sanatın farklı dallarına duyduğu ilgi bununla da sınırlı kalmadı. Özkan, edebiyatın sınırlarını genişleten bir yaklaşımla senaryo çalışmaları da gerçekleştirdi. Farklı sanat dallarını bir araya getirme çabası, onun üretken ve çok yönlü sanat anlayışının önemli göstergelerinden biri oldu.
Edebiyatı Hayatın İçinde Yaşatıyor
Remzi Özkan’ın edebiyat anlayışının merkezinde insan bulunuyor. Ona göre edebiyat, yalnızca masa başında yazılan metinlerden ibaret değil; hayatın içinde, insanla birlikte büyüyen ve gelişen canlı bir dünyadır.
Bu düşünce doğrultusunda çeşitli edebiyat derneklerinde aktif görevler üstlenen Özkan, yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen şiir dinletileri ile kültür-sanat etkinliklerine katılarak eserlerini okuyucularla buluşturdu. Farklı şehirlerde ve ülkelerde gerçekleştirilen etkinlikler, onun edebiyat yolculuğuna yeni insanlar, yeni hikâyeler ve yeni duygular kattı.
Özkan için kitap fuarlarının da ayrı bir anlamı bulunuyor. Bir yazarın eserini okurunun eline bırakması kadar, o okurla göz göze gelmesi ve aynı duygu iklimini paylaşması da edebiyatın en güzel taraflarından biri. Bu nedenle okurlarıyla kurduğu bağ, onun sanat hayatındaki en değerli kazanımlardan biri olarak öne çıkıyor.
Anadolu’dan Dünyaya Uzanan Bir Kalem
İverönü köyünde başlayan bu edebiyat yolculuğu, yıllar içerisinde Anadolu’nun farklı şehirlerine ve Türkiye sınırlarının dışına taşındı. Ancak Özkan’ın eserlerinde Anadolu’nun izleri, insanın hayatla mücadelesi, gelenekler, duygular ve toplumun ortak değerleri kendisini hissettirmeye devam ediyor.
Onun kaleminde köy, şehir, insan, aile, çocuk, sevgi, umut ve hayatın farklı yüzleri aynı edebî dünyanın parçaları hâline geliyor. Şiirden romana, hikâyeden çocuk edebiyatına kadar uzanan üretimleri, sanatın farklı alanlarında kendisini ifade etme isteğinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Bugün geriye dönüp baktığında, ortaokul yıllarında başlayan şiir sevgisinin bir ömürlük yol arkadaşlığına dönüştüğü görülüyor. İlk kez şiirle tanıştığı yıllardan bugüne kadar kelimelerin peşinden giden Özkan, yazmayı ve üretmeyi hayatının önemli bir parçası olarak sürdürüyor.
“Yazmaya ve Üretmeye Devam Edeceğim”
Evli ve iki çocuk babası olan Remzi Özkan, edebiyat yolculuğunda geçmişten aldığı birikimi geleceğe aktarmayı amaçlıyor. Onun için yazmak, yalnızca kişisel bir ifade biçimi değil; yaşadığı coğrafyanın sesini, insanının duygularını ve hayatın biriktirdiği hikâyeleri gelecek nesillere taşımanın da bir yolu.
Kelimelerle kurduğu bu uzun yolculukta şiirin, edebiyatın ve sanatın insanları birbirine yaklaştırdığına inanan Özkan, ömrünün yettiğince yazmaya, üretmeye ve eserleriyle okurlarına ulaşmaya devam etmeyi hedefliyor.
Tokat’ın İverönü köyünde başlayan bir hikâye, bugün şiirlerin, kitapların, bestelerin ve sanat çalışmalarının içinde yoluna devam ediyor.
Remzi Özkan’ın hikâyesi, aslında bir insanın kelimelerle kurduğu uzun dostluğun hikâyesi. Çocukluk yıllarında başlayan şiir merakı, zamanla romanlara, hikâyelere, araştırmalara, çocuk kitaplarına, bestelere ve farklı sanat çalışmalarına uzanan geniş bir edebiyat dünyasına dönüştü.
Ve bu yolculuğun en güzel tarafı belki de şu: Kalem hâlâ elinde, kelimeler hâlâ yol arkadaşı ve anlatacak daha çok hikâye var.
SÖZÜN ÖZÜ
Sabrı olan yolda kalmaz,
Boş konuşan özlü olmaz.
Gerçek aşkla yola çıkan,
Menzile varmadan durmaz.
Tohum eken ürün biçer,
Doğru insan doğru seçer.
Helal lokma peşindeki,
Kötü yola asla sapmaz.
Altın ateşte sınanır,
İnsanlar darda tanınır.
Gönlünde sevgi taşıyan,
Dostlarını yolda koymaz,
Güneş doğar gece biter,
Her yara zamanla geçer.
Umudunu diri tutan,
Fırtınadan korkup kaçmaz.
Remzi Özkan
1 Temmuz 1969 yılında, Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı İverönü köyünde dünyaya geldim. Hayatın ve Anadolu’nun içinde filizlenen edebiyat sevgisiyle, şiirle ilk kez ortaokul yıllarında tanıştım. O günden bu yana kelimeler, hayatımın en sadık yoldaşı oldu.
Yolculuğum boyunca şiirle sınırlı kalmayıp; roman, hikâye, araştırma ve çocuk edebiyatı alanlarında da eserler ürettim. Kimi zaman hece ölçüsünün kadim sesine sadık kaldım, kimi zaman serbest ölçüyle dertlerimi döktüm kâğıda. Bazı şiirlerimde “Nasîbi” mahlasını kullandım. Şiirlerimin bir kısmı bestelendi; ayrıca kendi bestelerimi de yaparak müziğin ruhunu kelimelerimle buluşturmaya gayret ettim. Sanatın farklı dallarını kucaklayan bir anlayışla senaryo çalışmaları da gerçekleştirdim.
Edebiyatın sadece masabaşında değil, hayatın tam içinde, insanla var olduğuna inananlardanım. Bu yüzden çeşitli edebiyat derneklerinde aktif görevler üstlendim; yurt içi ve yurt dışında şiir dinletilerine, etkinliklere katıldım. Kitap fuarlarında okurlarımla göz göze gelmek, onlarla aynı duygu iklimini paylaşmak hayatımın en büyük kazançlarından biridir.
Evli ve iki çocuk babası olarak, ömrümün yettiğince yazmaya, üretmeye ve bu güzel coğrafyanın sesini kelimelerle taşımaya devam edeceğim.
Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?.
1969 yılında Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı İverönü köyünde doğmuşum. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Kimisi şair diyor adıma kimisi yazar. Kimisi şarkı sözü yazarı diyor kimisi senarist. Kendimce bir şeyler yazmaya, vatanıma, insanlığa faydalı olmaya çalışan bir kulum.
Ne zamandır yazıyorsunuz?
11 yaşımdan bu yana yazıyorum.
Yazmanızdaki en büyük etken nedir?
İçimde birikmiş olan koru suyla buluşturma çabası galiba yazma isteğimdeki en büyük etken.
Yazarken çektiğiniz en büyük zorluklar nelerdir?
Bu soru çok zor bir soru. Zamana ve duygu durumuna göre her yazım türünün belli başlı sıkıntıları oluyor. Özellikle anlatmak istediğim bir konuyu yazdığım bir eserde anlatmak istediğim şekilde anlatamadığımda kendimle savaş haline giriyorum. Yazdığım bir şeyi okurdan önce benim beğenmem lazım. Bazen aylarca yazdığım bir esere vermek istediğim o duyguyu katamadığımı düşündüğümde veya fark ettiğimde onca uğraşıyı ya rafa kaldırıyorum veya tamamen çöpe gönderiyorum.
Tüm bunların yanında yazmaya başladığım bir eser, okuruna bir şey kazandırmayacak, boşa vakit harcatacak bir yöne doğru evriliyor ise o kitap üzerinde altmış yıl da çalışmış olsam içime sinmez ve asıl zorluğu o zaman yaşarım. Bir eser eğitici, öğretici olmalı, özgün olmalı. İnsan, yazmış olmak için yazmamalı bence. Okur, bir şeyler alabilmeli okuduğu eserden. Eğer bunu bir şair veya bir yazar olarak başaramıyorsak kul hakkına girmiş oluruz. Bir insanın en değerli şeyi zamandır. İnsanların zamanlarını boşa harcatmak da bence kul hakkına girmektir.
Kitaplarınız hangi yaş grubuna hitap ediyor?
Kitaplarım 05 yaş grubundan başlamak üzere tüm yaş gruplarına hitap eden bir yelpazeye sahip. Çünkü arkamda her türde ve her yaşa hitap eden eserler bırakmak derdindeyim. Küçükler için eğitici, masallar, eğitici hikayeler ve şiirler üretirken; büyükler için yine şiir, roman, hikâye ve araştırma dallarında yayımlanmış kitaplarım mevcut.
Şiirlerinizde belli bir yaş grubu var mı?
Genellikle her kesime ve her yaş grubuna hitap eden şiirlerim var ancak en fazla sanırım yetişkinler için yazmışımdır. Çünkü şiirlerimde en çok şarkı sözü tarzında eserler yazıyorum. Bunun yanında farklı çalışmalarımda mevcut elbette.
Yazarken ilham aldığınız şeyler nelerdir?
Yaşamın içerisinde ilham alınacak o kadar çok şey var ki… Mevlam o kadar çok şey yaratmış ki. Yeter ki bizler doğru yerden bakmasını bilelim ve bakış açımızı doğru şekilde sürekli değiştirebilelim. Evinizden dışarıya baktığınızda sürekli mutfağınızın penceresinden bakarsanız sürekli aynı bakış açısıyla gözlem yapar ve sürekli aynı türde değerlendirmeler ve eserler üretirsiniz. Fakat evinizin diğer pencerelerinden de dışarıya bakarsanız farklı şeyler görür, farklı değerlendirmeler yapar ve farklı eserler yazarsınız.
Beğendiğiniz şair ve yazarlar kimlerdir?
Bu konuda samimi olarak cevap verecek olursam yerli veya yabancı ayrımı yapmaksızın ne bir şairin ne de bir yazarın ismini zikredemem. Çünkü hepsinin kendine özgü bir tarzı var ve hepsi faklı şeyler katıyor insana. Hatta ne amatör ne de usta bir şair ya da yazar ismini telaffuz edemem. Hepsinin yazılarında mutlaka kalbimin köşesine oturan bir anlatı, ayrı bir tat bulurum mutlaka. Herkes çok çok kıymetli benim için. Dünyanın en kötü yazarı bile siz farkında olmasanız bile size mutlaka bir şeyler katar.
Yazarken görüş alışverişinde bulunduğunuz kişiler oluyor mu?
Elbette. Özellikle araştırma alanında yazdığım eserlerde konunun canlı kaynağına ulaşmaya ve konuyu birinci ağızdan en doğru haliyle öğrenmeye çalışırım. Bir de yaptığım şarkılarda bu yöntemi çok uyguluyorum. Biliyorsunuz çok fazla sayıda şiir etkinliklerine davet ediliyoruz. Bu benim için aslında büyük bir fırsatı da beraberinde getiriyor. Bu etkinliklerde bestesini yapmayı düşündüğümüz bir şarkının sözlerini şiir olarak dinleyicilere sunuyorum. Bu bazen dinleyiciye açık açık “bu şiiri şarkı yapsak nasıl olur” şeklinde sorularla veya salonda bulunan şiirseverlere hiçbir açıklama yapmadan tepkilerini ölçerek onların düşüncelerini anlamaya çalışıyorum. Şarkı sözüne uygun bir şiir yüksek beğeni almışsa ki bunu karşımdaki insanların verdiği tepki ve alkışla ölçerim ve bu benim için bir rehber olur.
Son olarak okurlarınıza ne söylemek istersiniz?
Ülkemizde edebiyat da edebiyatçılar da maalesef öldükten sonra değerine kavuşuyor. Gelin bu düzeni değiştirelim. Bu bizim ülkemizin kökleşmiş bir bakış açısı ve kökleşmiş bir kaderi olmasın. Bu değerlerimiz yaşarken kıymet verelim. İmza günlerinde yazarlarımızı yalnız bırakmayalım. Gidin o yazarlarla tanışın, kitaplarına dokunun, inceleyin. Köşeye sıkıştırılmış (maalesef bunları çok görüyoruz ve ben bu duruma çok üzülüyorum) sessiz sedasız bir yazar görürseniz gidin halini hatırını sorun. Onunla sohbet edin. Bakın o yazarın içinden ne cevherler çıkacak.
Son olarak sizlerin aracılığıyla tüm okuyucularıma, şarkılarımı dinleyen herkese sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Okuyucularımla, dinleyicilerimle bizler bir aileyiz ve sizin bir parçanız olmaktan gurur duyuyorum. Bu vesile ile bana bu fırsatı tanıdığınız için çok teşekkür ediyorum. Herkese sağlıklı, huzurlu, uzun ömürler versin Allah. Hepinizi çok seviyor, hepinizi saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Allah’a emanet olunuz. Güzel ülkemin bir yerlerinde karşılaşmak, görüşmek dileğimle…
İlgili Terimler :
YORUMLAR
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.