Düşen düşene: Nepal, Japonya, Fransa ve Endonezya’da siyasi kriz

14.09.2025

Kişi Okumuş

0 Yorum

Düşen düşene: Nepal, Japonya, Fransa ve Endonezya’da siyasi kriz

 

Düşen düşene: Nepal, Japonya, Fransa ve Endonezya’da siyasi kriz

  • Nepal, Japonya ve Fransa’da hükümet düştü, Endonezya’da ise ciddi bir kabine revizyonuna rağmen kriz sürüyor 
  • Charlie Kirk cinayeti ve ABD’de siyasi saikli saldırılar  
  • ABD’nin konuştuğu cinayetin zanlısı ölüm cezası alabilir 
  • Jeffrey Epstein’in ‘doğum günü kitabı 
  • İsrail Filistin’in yanı sıra üç ülkeyi daha hedef aldı 
  • Brezilya’da tarihi dava: Bolsonaro suçlu bulundu 
  • Polonya, Rus İHA’larını düşürdü, NATO çağrısı gündemde
Düşen düşene: Nepal, Japonya, Fransa ve Endonezya’da siyasi kriz
Dünyanın farklı köşelerinde yükselen halk hareketleri, siyasi elitleri köşeye sıkıştırdı; kimisinde iktidarların temelleri sarsıldı, kimisinde hükümetlerin düşmesine yol açtı.

Haftanın fotoğrafında değindiğim Nepal’den başlayalım. 

Protestolar patlak vermeden kısa süre önce sosyal medyada ‘nepo kids’ etiketiyle yayılan fotoğraflar, siyasi elitlerin çocuklarının lüks yaşamını gözler önüne seriyordu. Görüntüler, yolsuzlukla büyüyen eşitsizlik ve siyasetçilerin akrabalarını zengin ettiği iddialarını yeniden alevlendirdi. Ancak protestoların fitilini ateşleyen, hükümetin WhatsApp, Instagram ve Facebook’un da aralarında bulunduğu 26 sosyal medya platformunu yasaklama kararı oldu.

‘Z Kuşağı Protestoları’ diye adlandırılan gösterilerde binlerce eylemci sokağa çıktı. Yolsuzluğa karşı protestolar geçen salı günü kundaklama ve şiddete dönüştü. Gösterilerde en az 51 kişi hayatını kaybetti, 1.300’den fazla kişi yaralandı. 

Yaralananlar arasında Katmandu’daki evi ateşe verilen eski Başbakan Jhalanath Khanal’ın eşi de vardı. Gösterilerde en az 12 bin 500 mahkûmun cezaevinden firar ettiği bildirildi. 
Protestolar sonucu Başbakan KP Sharma Oli istifa etmek zorunda kaldı. Ordu protestoları bastırmak amacıyla sokağa çıktı, ülkede sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 
Nepal’in eski Yüksek Mahkeme Başkanı Sushila Karki, protestoların ardından ülkenin geçici başbakanı olarak atandı. Yolsuzluk karşıtı tutumu ile bilinen 73 yaşındaki Karki ülkenin ilk kadın başbakanı oldu.

‘Z Kuşağı Protestoları’ adının hakkını veren bir gelişme ise Karki’nin adının grup sohbet uygulaması Discord’da yürütülen tartışmalar sonucu belirlenmesi oldu. Haber ajansı NDTV’ye göre, 145 binden fazla üyesi olan bir sunucu, hafta boyunca kimin geçici lider olabileceği konusunda bir tartışmaya ev sahipliği yaptı. Protesto hareketinin temsilcileri sosyal medya platformu üzerinden olası liderleri belirlemek için çok sayıda anket düzenledi.  Dürüstlüğüyle büyük beğeni toplayan Karki de bu tartışmalarda öne çıkan isim oldu. Ülkenin Mart 2026’da seçime gitmesi öngörülüyor.

Başbakan Oli’nin istifasıyla eylemciler amaçlarından birine ulaşmış oldu ancak uzmanlar gençlerle anlamlı bir temas kurulmazsa eylemlerin daha da büyüyebileceği uyarısında bulunuyor.

Ancak Nepal, protestolar ve hükümet değişikliğiyle gündeme gelen tek ülke değil: Japonya’da ve Fransa’da hükümet düştü, Endozya’da ise ciddi bir kabine revizyonuna rağmen kriz sürüyor.

Endonezya’da Ekim 2024’ten bu yana iktidarda olan Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, göreve gelirken beş yıl içinde ekonomik büyümeyi yüzde 8’e çıkarma sözü vermişti. Ancak milyonlarca öğrenciye ücretsiz öğle yemeği dağıtılan programın yıllık 10 milyar dolara ulaşan maliyeti bütçeyi zorluyor. Açığı kapatmak için hükümet 18 milyar dolarlık harcama kesintisine gitti. En sert darbe eğitim, altyapı ve sağlık alanlarına geldi. Endonezya’da yasama üyelerinin ayrıcalıklarına ve ekonomik sıkıntılara karşı başlayan protestolar, bir kuryenin polis şiddeti sonucu ölmesiyle büyüdü.

Cumhurbaşkanı Subianto, krizi yatıştırmak için 5 bakanı görevden aldı. Ancak protestocuların talepleri arasında polis reformu, şiddet uygulayanların hesap vermesi, tutuklanan protestocuların bırakılması gibi konular var da yer alıyor.

Cumhurbaşkanı, eğitim burslarının kesilmemesi, devlet memurlarının maaşlarının ya da yardımlarının azaltılmaması gibi konularda da iktidar bazı iyileştirme vaatleri sundu. Ayrıca dini liderler ve demokratik çevrelerin de katıldığı görüşmeler sonrasında bir bağımsız soruşturma komisyonu kurulmasını kabul etti. Ama bu komisyonun polis ya da askeri unsurlardan bağımsız olması gerektiği yönünde kamuoyundan baskılar devam ediyor (Not: Site üyelik istiyor). 

Uzak Doğu’dan devam edelim. 

Japonya Başbakanı Shigeru İşiba, partisinin temmuz seçimlerinde ağır kayıplar yaşaması ve iç baskıların artması sonrası istifa etti. İktidar partisi LDP, 4 Ekim’de yeni lider seçimini yapacak. İşiba’nın istifasıyla birlikte iktidardaki LDP, beş yıl içinde üçüncü kez liderlik seçimine gitmiş olacak. 
Ülkenin yeni liderini ise ABD-Japonya arasındaki gergin ilişkiler, artan enflasyon ve hayat pahalılığı krizi ve parlamentodaki her iki mecliste de çoğunluğunu kaybetmiş bir hükümet arasında denge kurmaya çalışmak gibi zorlu görevler bekliyor. 
Zira, ABD’ye 550 milyar dolarlık yatırım vaadinde bulunan İşiba istifa etmeden önce, ABD Başkanı Donald Trump’ı, Japonya’ya uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 15’e indirmeye ikna etmeyi başarmıştı.

Japonya’da başbakanlık için öne çıkan adaylar arasında eski başbakan Junichiro Koizumi’nin oğlu Shinjiro Koizumi, Baş Kabine Sekreteri Yoshimasa Hayashi ve seçilirse ülkenin ilk kadın başbakanı olacak Sanae Takaichi bulunuyor. 

Takaichi katı muhafazakâr görüşleriyle tanınıyor, özellikle eşcinsel evliliğe karşı. Koizumi ise genç, medya dostu ve halk arasında popüler bir isim. Hayashi ise daha deneyimli ve dengeli bir aday olarak öne çıkıyor. Ayrıca eski dışişleri bakanı Toshimitsu Motegi ve eski ekonomik güvenlik bakanı Takayuki Kobayashi de potansiyel adaylar arasında sayılıyor.

Gelelim Avrupa’ya, Fransa’da Başbakan François Bayrou bütçe açığını azaltmaya yönelik planları ve kemer sıkma politikaları nedeniyle Meclis’te güvenoyunu kaybetti. 

Parçalı parlamentoda yasa geçirmek için giderek daha fazla zorlanan Emmanuel Macron, iki yıl içinde beşinci kez başbakan değiştirmek zorunda kaldı. Aşırı sağın ve radikal solun güçlendiği ortamda Bayrou’nun düşüşü, 5’inci Cumhuriyet’ten bu yana en ciddi siyasi krizlerden birini açığa çıkarıyor.

Macron, parlamentodaki zayıf desteği, artan toplumsal hoşnutsuzluk ve kriz karşısında çıkış yolu bulmakta zorlanıyor. 

Erken seçime gidilmesi Le Pen öncülüğündeki aşırı sağı güçlendirebileceği için oldukça riskli görülüyor. Bayrou’nun yerine Başbakan olarak atanan Savunma Bakanı Sébastien Lecornu atandı. Ancak hükümet değişikliği protestoları durdurmadı; ekonomik adaletsizliklere ve tasarruf politikalarına karşı, resmi rakamlara göre yaklaşık 175 bin, sendikalara göre 250 bin kişi, ülke çapında yayılan ‘Block Everything’ eylemlerine katıldı. Yeni başbakanın ilk gününde yüzlerce kişi sokaklarda gözaltına alındı. 18 Eylül’de sendikaların çağrısıyla daha geniş bir genel grev planlanıyor. OKSİJEN
İlgili Terimler :

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.