98 YIL SONRA TESTA ADI BEYOĞLU’NDA YENİDEN HAYAT BULDU. CENOVA’DAN İSTANBUL’A, İSTANBUL’DAN HOLLANDA’YA UZANAN BİR AİLENİN HİKÂYESİ
14.10.2026
Kişi Okumuş
0 Yorum

İlhan KARAÇAY – NAZLI GAZETESİ / HOLLANDA,
98 YIL SONRA TESTA ADI BEYOĞLU’NDA YENİDEN HAYAT BULDU. CENOVA’DAN İSTANBUL’A, İSTANBUL’DAN HOLLANDA’YA UZANAN BİR AİLENİN HİKÂYESİ
Yüzyıllar boyunca İstanbul’da yaşayan, Osmanlı ile Avrupa arasında tercümanlık ve diplomasi görevleri üstlenen Cenova kökenli Testa ailesinin adı, 98 yıl sonra eski sokağındaki tabelada yeniden yerini aldı.
Terkos Çıkmazı’nın girişine yerleştirilen tarihî bilgilendirme tabelası, bir aile adının ardındaki İstanbul ve Hollanda bağını yeniden görünür kıldı.
Andre ve Patrick Testa’nın aile mirasını yaşatma isteği, Dr. Mehmet Tütüncü’nün araştırmalarıyla birleşti; arşivlerdeki belgeler Beyoğlu’nun sokak hafızasına taşındı.
“Levantenlerin İstanbul’u, İstanbul’un Levantenleri” sergisi, bu buluşmayı İstanbul’un çok kültürlü geçmişine açılan daha geniş bir pencereye dönüştürdü.
Genç Gaspard Testa’nın 1793’te başlayan 84 günlük Hollanda yolculuğu, Mehmet Tütüncü’nün hazırladığı kitap sayesinde bugünün okurlarına ulaştı.
Kitabın Haarlem’deki tanıtımını şahsım da izlemiş ve haberleştirmiştim. Şimdi aynı ailenin İstanbul’daki izleri, yeni bir haberin konusu oldu.

İlhan KARAÇAY yazdı:
Değerli Okurlarım,
Testa ailesini, yalnızca Hollanda’da yaşayan bir aile olarak tanıtmak eksik kalır. Bu soyun hikâyesi Cenova’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Hollanda’ya uzanıyor. Yüzyıllar boyunca Galata ve Beyoğlu çevresinde yaşayan aile fertleri, Osmanlı dünyası ile Avrupa temsilcilikleri arasında tercümanlık ve diplomasi görevleri üstlenmişler. Bugün Hollanda ile anılan soyadlarının ardında, İstanbul’da yaşanmış uzun bir hayat var.
Ailenin geçmişi, 13’üncü yüzyılda Cenova’dan Bizans İstanbul’una gelen atalarına kadar uzanıyor. Osmanlı döneminde ise Testalar, yabancı temsilciliklerle saray arasındaki ilişkilerde görev alan Levanten ailelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle onları anlatırken, bir ülkeden diğerine giden insanların yanı sıra, kuşaklar boyunca iki farklı dünyayı birbirine yaklaştıran bir aileyi de anlatmış oluyoruz.
Testa adını daha önce sizlerle paylaşmıştım. Araştırmacı Dr. Mehmet Tütüncü’nün hazırladığı, Gaspard Testa’nın Hollanda yolculuğunu konu alan kitabın Haarlem’deki tanıtımına katılmış ve gördüklerimi yazmıştım. O gün, eski bir seyahat günlüğünün sayfaları üzerinden tanıdığımız aile, şimdi Beyoğlu’ndaki bir tabelayla yeniden gündemimizde.
İstanbul’dan gelen haberin merkezinde Terkos Çıkmazı var.
Bir zamanlar Testa Çıkmazı olarak anılan bu sokağın girişine, eski adı ve ailenin geçmişini anlatan bir tabela yerleştirildi. Aynı dönemde açılan Levanten sergisi de, bu aile hikâyesini İstanbul’un daha geniş kültürel mirasıyla buluşturdu.
98 YIL SONRA ESKİ SOKAĞINDA YENİDEN TESTA ADI

Testa ailesinin geçmişini yaşatan tabela için Beyoğlu’nda bir araya gelen katılımcılar.
Beyoğlu Belediyesi’nin açıklamasına göre, sokak 1928 yılına kadar Testa Çıkmazı adıyla anılıyordu. Bugün Terkos Çıkmazı olarak bilinen yerde yapılan çalışma, aradan geçen 98 yılın ardından bu tarihî adı yeniden hatırlattı. İstiklal Caddesi’nden geçenler artık sokağın geçmişini ve Testa ailesinin İstanbul’la bağını anlatan bir işaretle karşılaşacak.
Yeni tabela, sokağın eski adını ve Testa ailesinin geçmişini anlatıyor. Terkos Çıkmazı’nda tarihî adın yeniden görünür olması, ailenin hafızasını yaşatmak açısından anlamlı bir sonuç. Aynı zamanda ziyaretçilere, bugün önünden geçtikleri yerin geçmişine bakma fırsatı sunuyor.
Törene Hollanda’nın İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga, Levanten Kültür ve Mirasını Koruma Derneği Başkanı Mario Antonio Ebcim, aile üyeleri Andre ve Patrick Testa ile Dr. Mehmet Tütüncü katıldı. Beyoğlu Belediyesi ile Hollanda Başkonsolosluğu’nun iş birliği, ailenin İstanbul geçmişini bugünkü Türkiye–Hollanda ilişkileriyle aynı noktada buluşturdu.
Bu buluşmanın gerisinde aile üyelerinin ısrarlı talebi ve tarihî belgeler bulunuyor. Andre ve Patrick Testa, eski haritalarda görülen aile adının yeniden yaşatılmasını istemişlerdi. Tütüncü’nün araştırmalarıyla desteklenen başvuru, 2024 yılında basına da yansımıştı. Şimdi o isteğin sokakta görülebilen bir karşılığı var.
BİR TABELANIN ÖTESİNDE AİLEYE AİT BİR HATIRA

Açılış sırasında Patrick Testa, ailenin İstanbul’la bağını ve bu buluşmanın kendileri için taşıdığı anlamı anlattı. Açıklamasında, aile mezarlarının Feriköy’de bulunduğunu hatırlattı; Beyoğlu Belediyesi’ne, Hollanda temsilciliğine ve dilekçe sürecinde yardımcı olan Mehmet Tütüncü’ye teşekkür etti.
Patrick Testa’nın üzerinde durduğu bir başka ayrıntı da aile armasıydı. Tabeladaki armada Hollanda aslanı, Türk kartalı ve Osmanlı hilalinin birlikte yer aldığını belirten Testa, bu sembolleri ailenin iki ülke arasında üstlendiği görevlerin hatırası olarak anlattı.
Aile fertlerinin bu sokağa bakışını anlamak zor değil. Bugün başka bir ülkede yaşayan insanlar için, atalarının adını İstanbul’da görmek, geçmişte kalan bir adresle yeniden bağ kurmak anlamına geliyor. Bir soyadının eski yerinde okunması, aile içinde anlatılan hatıraları sokaktan geçen herkesin öğrenebileceği bir bilgiye dönüştürüyor.
Açılışta aile fertlerinin dile getirdiği duyguyu, Andre Testa’nın sözleri anlatıyor: “Burası benim evim; dünyada kaybolup da yeniden evime dönmüş gibi hissediyorum.”
Bu duygunun arkasında evler, mezarlar, okul yılları, görevler ve birbirini izleyen kuşaklar var. Testa ailesinin hikâyesi bize, İstanbul’da yaşamanın ve İstanbullu hissetmenin farklı kökenlerden gelen insanlar için de ne kadar güçlü bir bağ olabildiğini hatırlatıyor.
ARŞİVDEN SOKAĞA UZANAN EMEK

Dr. Mehmet Tütüncü’nün araştırmaları, İstanbul ile Hollanda arasındaki tarihî bağlara ışık tutuyor.
Dr. Mehmet Tütüncü’nün bu süreçteki rolü, yalnızca bir aileyi tanıtmakla sınırlı değil. O, arşivlerdeki kayıtları, seyahat günlüklerini ve eski haritaları bir araya getirerek, unutulmaya yüz tutmuş bir geçmişi yeniden okunabilir hale getiriyor. Aile fertlerinin kendi ataları hakkında bilmedikleri ayrıntılar da bu araştırmalarla ortaya çıkıyor.

Tütüncü yaptığı değerlendirmede, İstanbul’da geride kalan izleri araştırarak torunlara yardımcı olduğunu anlattı. Sokak adının yaşatılması için yürütülen girişimde basında çıkan haberlerin katkısına da dikkat çekti. Böylece arşiv araştırması, aile talebi, gazetecilik ve yerel yönetimin çalışması aynı sonuca ulaşmış oldu.
Tabelanın açılışının ardından Tütüncü, Hollanda Başkonsolosluğu’nun ev sahipliğinde düzenlenen “İstanbul, İzmir ve Amsterdam Arasında Testa ve Hochepied Aileleri” başlıklı konferansta da konuştu. Ailelerin geçmişi üzerinden üç şehir arasındaki tarihî ilişkilerin anlatılması, Beyoğlu’ndaki buluşmanın kapsamını genişletti.
Benim açımdan da bu haberin ayrı bir anlamı var. Yıllar önce bir kitap tanıtımında dinlediğim aile hikâyesinin, bugün İstanbul’da yaşayan bir hatıraya dönüşmesini görmek sevindirici. Bir araştırmanın değeri, bazen kitabın okunmasıyla, bazen de o kitabın açtığı yoldan geçmişe ait bir izin korunmasıyla ortaya çıkıyor.
LEVANTENLERİN İSTANBUL’U SERGİYLE BULUŞTU

Testa ailesinin yeniden hatırlanmasına, “Levantenlerin İstanbul’u, İstanbul’un Levantenleri” sergisi eşlik etti. Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Levanten Kültür ve Mirasını Koruma Derneği ile hazırlanan sergi, derneğin beşinci kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında ziyaretçilere açıldı.
Küratörlüğünü Prof. Dr. Seza Sinanlar Uslu’nun üstlendiği serginin adresi İstiklal Sanat Galerisi. Geçmişte Sebah & Joaillier Fotoğraf Stüdyosu’na ev sahipliği yapan tarihî binada, arşiv belgeleri, koleksiyonlar ve araştırmalar aracılığıyla İstanbul’un Levanten geçmişi anlatılıyor. Sergi 8 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

Açılışta Beyoğlu Belediyesi Başkan Vekili Sefer Karaahmetoğlu, Levantenlerin İstanbul’un ve Beyoğlu’nun karakterinin oluşumuna katkılarını vurguladı. Seza Sinanlar Uslu, belgelerle bilgi sunarken ziyaretçiyi düşünmeye de yöneltmek istediklerini anlattı. Dernek Başkanı Mario Antonio Ebcim ise Beyoğlu’nda bir merkez açma hedeflerini paylaştı.
Bu serginin Testa haberine kattığı değer açık: Bir ailenin geçmişini, yaşadığı şehrin içinden görmemize yardımcı oluyor. Evler, işyerleri, sanat, ticaret ve temsilcilikler arasında kurulan ilişkiler, Levantenlerin İstanbul hayatındaki yerini anlamak için birlikte ele alınıyor. Testa adı da bu geniş hikâyenin içinde anlam kazanıyor.
GASPARD TESTA’NIN 84 GÜNLÜK HOLLANDA YOLCULUĞU

Gaspard Testa’nın seyahat günlüğünü okurlarla buluşturan Van de Bosporus naar de Zuiderzee adlı kitap.
Ailenin Hollanda ile bağını anlatırken Gaspard Testa’ya ayrı bir yer açmak gerekiyor. 1770 doğumlu Gaspard, 1793 yılında henüz 23 yaşındayken Hollanda Büyükelçisi Frederik Gysbert van Dedem’in yolculuk grubuna katıldı. İstanbul’dan başlayan, at arabalarıyla yapılan seyahat 84 gün sürdü.
Gaspard, yol boyunca gördüklerini Fransızca bir günlükte kaydetti. Bu kayıtlar, bir Osmanlı tebaasının Avrupa’ya bakışını öğrenmemizi sağlayan değerli bir seyahat anlatısı. Mehmet Tütüncü’nün arşivden çıkarıp kitap olarak hazırladığı günlük, “Van de Bosporus naar de Zuiderzee” adıyla okurlara ulaştı.
Kitabın künyesinde derleme ve giriş Mehmet Tütüncü’ye, Hollandaca çeviri ise Heinerich Kaegi ile Inês de Brito’ya ait. Bu ayrıntı, araştırma ve çeviri emeğini doğru kişilere teslim etmek açısından önemli. Kitabın merkezinde Gaspard’ın gözlemleri bulunuyor; Tütüncü’nün çalışması da bu gözlemleri tarihî bağlamıyla okumamızı sağlıyor.
Gaspard Testa daha sonra Hollanda’nın İstanbul’daki diplomatik temsilinde görevler üstlendi. Uzun hizmetlerinin karşılığında 1847’de baron ünvanı aldı. İstanbul’da doğmuş bir insanın Hollanda adına çalışması, Testa ailesinin birden fazla ülkeyle kurduğu ilişkinin somut bir örneği.
HAARLEM’DE ŞAHSIMIN DA İZLEDİĞİ BULUŞMA

Testa ailesinin Hollanda’daki geçmişini anlatan önceki haberimizden bir görsel.
Kitabın Haarlem’deki tanıtım resepsiyonunu ben de izlemiştim. Dönemin Türkiye Büyükelçisi Şaban Dişli’nin onur konuğu olduğu buluşmada, Mehmet Tütüncü’nün araştırmaları, tarihçilerle, diplomatlarla ve aile fertleriyle paylaşıldı. Testa soyunun İstanbul’dan Hollanda’ya uzanan hikâyesi, o gün iki ülkenin temsilcilerini aynı salonda bir araya getirmişti.

Tanıtımda Mehmet Tütüncü, kendi ailesiyle Hollanda’ya yaptığı yolculuk ile Gaspard Testa’nın çok daha önceki seyahati arasında bir bağ kurmuştu. Bir araştırmacının geçmişteki yolcuya duyduğu yakınlık, çalışmanın kişisel tarafını da ortaya koyuyordu. Yüzyıllar ayrı olsa da İstanbul’dan Hollanda’ya uzanan yol, farklı kuşakların hayatlarında yeniden karşılık bulmuştu.

Resepsiyonda kitabın hazırlanmasına destek veren kurumların temsilcileri, Hollanda arşivlerinden yöneticiler ve diplomatik çevrelerden konuklar vardı. Testa ailesinin fertleri de atalarının geçmişini anlatan kitabın tanıtımında yerlerini aldılar. Araştırmanın aile hafızasıyla buluşması, toplantının en dikkat çekici yanlarından biriydi.


Kitabın basımına destek veren Egbert ten Cate, Türkçe çeviri için de destek sağlayacağını açıklamıştı. O günkü bu yaklaşım, çalışmanın iki ülkedeki okurlara ulaşmasına verilen önemi gösteriyordu. Türkiye’de yaşamış bir ailenin Hollanda’da korunan belgeleri, her iki toplumun da ilgisini hak ediyordu.

Programın kültürel bölümünde Ceylan Utlu, saz ve piyano eşliğinde Türkiye ve Hollanda’nın millî marşlarını seslendirdi. Ardından konuklara Türk mutfağından ikramlar sunuldu. Tarihî bir kitabın etrafında başlayan buluşma, müzik ve sohbetle devam etmişti.


Hollanda basınında Testa ailesini konu alan kitap tanıtımına ilişkin haber.
GÜNAY USLU’YA SUNULAN KİTAP

Mehmet Tütüncü, tanıtım resepsiyonuna katılamayan dönemin Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Günay Uslu’yu daha sonra makamında ziyaret ederek kitabını sunmuştu. Uslu’nun araştırmaların sürdürülmesini teşvik etmesi, bu çalışmaların kültürel miras açısından taşıdığı değerin bir başka karşılığıydı.
Bugün Beyoğlu’ndaki tabelaya baktığımızda, o kitap tanıtımını ve bu ziyaretleri aynı hikâyenin aşamaları olarak okuyabiliriz. Belgenin bulunması, kitabın hazırlanması, ailenin talebinin duyurulması ve sokakta geçmişin hatırlatılması, birbirini besleyen çalışmalar olarak karşımıza çıkıyor.
DİPLOMATİK TARİH İLE AİLE TARİHİNİ BİRLİKTE OKUMAK

Türkiye–Hollanda ilişkilerinin 400 yıllık geçmişi üzerine hazırladığım kitap.
Türkiye–Hollanda ilişkilerinin 400 yıllık geçmişini ben de kitaplaştırmıştım. Testa ailesi üzerine yapılan araştırmalar, bu ilişkilerin ardındaki insan hikâyelerini daha yakından tanımama yardımcı oldu. Ancak iki ülkenin diplomatik ilişkileriyle, Cenova kökenli bir ailenin İstanbul’daki daha eski geçmişini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Hollanda ile Osmanlı arasındaki resmî diplomatik ilişkilerin başlangıcı 1612 yılına, Cornelis Haga’nın İstanbul’daki görevine dayanıyor. Testa ailesinin İstanbul’a yerleşmesi ise bundan çok daha eski. Ailenin Cenova’dan başlayan serüveni, Osmanlı dönemindeki görevleri ve daha sonra Hollanda ile gelişen bağları, birbirini izleyen farklı tarihî dönemlere ait.
Bu geçmiş, onların Cenova, İstanbul ve Hollanda arasında zaman içinde kurdukları bağın nasıl geliştiğini daha iyi anlamamızı sağlıyor. İnsanların aile geçmişi, vatandaşlığı, yaşadığı şehir ve görev yaptığı devlet her zaman aynı çizgide ilerlemiyor. Testa hikâyesi de bunu gösteriyor.
BEYOĞLU’NDA GEÇMİŞE AÇILAN BİR ADRES
Şimdi Terkos Çıkmazı’nın girişindeki tabela, İstanbul’un iç içe geçmiş hayatlarından birini yeniden anlatıyor. Ailenin adını bilenler için bir hatıra, ilk kez duyanlar için ise araştırılabilecek yeni bir konu. Yanından geçip giden bir insan, bu küçük sokaktan Hollanda’ya uzanan bir geçmiş bulunduğunu öğrenebilecek.
Beyoğlu’nun mirası, yalnızca büyük binalarda ve bilinen anıtlarda saklı değil. Bir sokak adı, bir aile kaydı veya eski bir seyahat günlüğü de şehrin geçmişine ait bilgi taşıyor. Bunları korumak, o bilgiyi sonraki kuşakların ulaşabileceği hale getiriyor.
Testa ailesinin eski sokağında yeniden hatırlanmasını bu nedenle önemsiyorum. Mehmet Tütüncü’nün araştırmalarıyla aydınlanan, aile fertlerinin isteğiyle gündeme gelen geçmiş, artık İstanbul’un sokaklarında da okunabiliyor. Haarlem’de bir kitabın sayfalarında dinlediğimiz hikâye, Beyoğlu’nda bir adresle yeniden karşımıza çıkıyor.
****************
YORUMLAR
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.